Dimenez Kabilesi, Kabile Dönemi sırasında günümüzde bulunan İgnarus Topluluğu topraklarının sol alt çaprazında ortaya çıkmıştır. Ortaya çıktıkları bu alanın hayvancılığa veya avlanmaya müsait olmaması sebebiyle Dimenez Kabilesi, tarım alanında kendilerini geliştirmeye odaklanmıştiır. Hayatta kalmak adına tek çareleri olan tarımı öyle benimsemişlerdir ki bulundukları dönemin çok daha ötesinde olan teknikler ile mahsülleri koruma ve kalitelerini arttırma yöntemlerini keşfetmişlerdir. Kabile Dönemi'nde çoğu tarlanın işlevini kaybetmesine yol açan hastalıkları uzak tutmak adına ekinlerinin arasına soğan ve sarımsak ekmiş, çoktan ektikleri bitkileri çeşitli varyasyonlarla karıştırarak "Yeşil Gübre" olarak adlandırılan bir gübre çeşidi icat etmişlerdir. Ekinlerini bu şekilde güvende ve sağlıklı tutarken yeni alacakları tohumları en iri ve sağlıklı tohumlardan seçmişlerdir.
Dimenez Kabilesi, ilk başta hayatta kalabilmek adına ilerledikleri bu alanda o kadar başarılı olmuşlardır ki insanlar bir çok farklı çeşit tarım ürünlerinin satıldığı alanları günümüzde bile "Dimenez" olarak adlandırır.
Kabile Dönemi sırasında öğretileri sayesinde inanılmaz bir hızla gelişen ve güçlenen inançlar, yıl RÖ 50'yi gösterdiğinde bu güçlerini diğer topluluklara karşı kullanma kararı alırlar. Bu kararı alan inançlardan bir tanesi olan Kavirle İnancı, ilk hedefleri olarak Dimenez Kabilesini ve bereketli topraklarını seçmişti. Ne de olsa tüm topluluklara karşı ilerleticekleri baskılama operasyonlarında ordularına yüklü miktarda erzak gerekecektir.
Kavirle orduları karşısında çaresiz duruma düşen Dimenez Kabilesi, toplu şekilde katledilmekten kaçmak amacıyla savaşa girmeyi reddetmiş ve teslim olmuşlardır. Bu yüzden inançlar tarafından ele geçirilen diğer kabilelere nazaran Dimenez Kabilesi, işkenceye ve eziyete maruz bırakılmamıştır. Bunun yerine Kavirle toprakları içerisindeki tarlalara gönderilerek orada tarımla uğraşmaya köle olarak devam ettirilmişlerdir. Böylece Dimenez Kabilesi, Kavirle İnancı'na istemeden de olsa büyük katkılarda bulunmuştur.
Dimenez Kabilesi, Kavirle İnancı'nın tarlalarında çalıştıkları yıllar içerisinde nüfuslarını arttırabilmiştir. Böylece ilk köleleştirildiklerinde küçük yaşlarda olan yeni jenerasyonları büyümüş ve çalışabilicek yaşa ulaşmıştır. Çalışabilicek durumda olan kişilerin artmasıyla birlikte Kavirle İnancı'ndan sürekli olarak gelen erzak istekleri ile başa çıkabilecek duruma gelmişlerdir. Dimenez Kabilesi, köleleştirilmeden önce oldukları kadar olmasa da yeniden huzuru tatmaya başlamıştır. Ta ki bir gün Kavirle ordusundan gelen bir birlik çalışabilen gençlerini zorla alıp götürene kadar.
Tarım alanında oldukça gelişmiş ve yüksek çalışma kapasitesine sahip olan bu gençler, köle olarak oldukça yüksek bir değere sahiptiler. Kavirle İnancı, bu değerlerinin karşılığını almak adına, onları altın karşılığında Virethra İnancı'na satmaya başlamıştır.
Virethra İnancı'nın malı haline gelen Dimenez Kabilesi'nden gençler, bu gelişme karşısında sessiz kalmayı reddetmişlerdir. Köle olarak gönderildikleri Virethra İnancı'nın topraklarının alt kısmında kalan izole kamplarında sürekli olarak kölecilere karşı gelmeye çalışmış, yüzlerce kez işkence görmelerine rağmen çalışmayı reddetmişlerdir. Ne de olsa Virethra İnancı, yüksek miktarda altın harcadıkları değerli kölelerini öldürmeyi göze alamazdı. Dimenez Kabilesi'nin gençleri haftalar boyunca açlığa, işkenceye dayandılar. Fakat onların sabrına Virethra İnancı sahip değildi.
Dimenez Kabilesi gençlerinin açlık ve işkence ile başa çıkacaklarını düşündükleri bir gün daha geldi. Fakat bugün farklıydı. Yemekler dağıtılmış, günlük işkenceler durmuştu. "Bizi ters psikoloji ile ikna etmeye çalışıyorlar!" diye düşündü gençler. Fakat yanılıyorlardı. Virethra İnancı, onları bugün beslemiş ve işkenceye maruz bırakmamıştı. Çünkü yapacaklarının ardından bu inatçı gençlerin çalışacaklarına emin gözüyle bakıyorlardı.
Günün ilerleyen saatlerinde köle dolu yeni bir Ornithor arabası geldi. İçinden inenler ise Dimenez Kabilesi'nin yaşlı ve savunmasız üyeleriydi. Virethra İnancı'nın vermeye çalıştığı mesaj açık ve netti: Onlara zarar gelmesini istemiyorlarsa çalışmak zorundaydılar...
Kişisel olarak tanıdıkları, sevdikleri yaşlıları için yıllar boyunca çalışmayı sürdüren gençler artık büyümüşlerdi. Kamplarına onları tehdit etmek amacıyla gönderilen sevdikleri doğal yollarla vefat ettikçe yenileri geliyor, kampta çalışma kabiliyeti olan herkes çalışmak zorunda bırakılıyordu. Bu acımasız döngüyü durdurabilmek adına hiçbir şey yapamıyorlardı. Buraya getirildikleri ilk zamanlarında sahip oldukları umut ışığı tamamen sönmek üzereydi. Ta ki Marcus Relic adında bir lider çıkıp köleleştirilmiş tüm halkların intikamını yeni kurduğu krallık ile alacağını söyleyene kadar.
DImenez Kabilesi, Relic Krallığı'na bu davalarında ne kadar yardımcı olmak isteselerde hâlâ peşlerini bırakmayan Kavirle ve Virethra inançları yüzünden isyan çıkaramıyorlardı. Fakat onlar için sönmek üzere olan özgürlük umutlarının yeniden yanması bile yeterliydi. Kavirle ve Virethra inançlarında bulunan her Dimenez Kabilesi üyesi, isyanlarını başlatmak için ihtiyaç duydukları o açığı, avını izleyen sırtlanlar gibi beklemeye başlamıştı.
Resurgo Savaşlarında Relic orduları tarafından hedef alınan ilk inanç olan Virethra İnancı, Gildemar Krallığı'ndan borç alamaması ve sürekli olarak yenilgilere maruz kalması sebebiyle büyük bir çöküşe geçmişti. Bu çöküşü durdurmak adına savaş politikalarını değiştirmiş ve tamamen savunma odaklı bir politika benimsemişlerdi. Bu politika, onları Relic orduları tarafından hedef alınmaktan kurtarsa bile savaşın sebebiyet verdiği ekonomik hasarı düzeltememişti. Bu yüzden Virethra İnancı'na mensup kişiler yöneticilerine olan tepkilerini belirtmek adına toplu grevler yapmaya başlamışlardı.
Virethra İnancı'nın hakim olduğu topraklarda bulunan Dimenez Kabilesi fertleri, Virethra İnancı'nın bu zayıf durumundan istifade ederek isyan çıkartmışlardır. Bu isyan sırasında bir çok kayıp verilmiş olsa bile Dimenez Kabilesi'nin neredeyse yarısı özgürlüğüne kavuşabilmiş ve sonrasında Aratoria Krallığı'nı kurmuştur. Fakat Aratoria Krallığı, Virethra İnancı'nın şu anki zayıf haliyle bile toprak bütünlüğünü korumak adına onlara saldıracağını biliyordur. Aratoria Krallığı, gerçekleşmesi oldukça muhtemel olan bu saldırıya karşı koyabilmek için Relic Krallığı ile müttefikliğini açıklamış, ve böylece kendini sağlama almayı başarmıştır.
Aynı Aratoria Krallığı'nın öngördüğü gibi Virethra İnancı, toprak bütünlüğünü korumak ve savaşa yeniden aktif olarak katıldıklarını tüm dünya halklarına açıklamak adına savaş ilanında bulunmuştur. Fakat bu sırada dünya halklarına bir mesaj göndermek isteyen tek topluluk onlar değildir. Relic Krallığı, onlara bu çetin savaş hâlinde destek olan herkesin arkasında durdukları mesajını tüm dünya halklarına iletebilmek için Aratoria Krallığı'na gönderilen Virethra ordularını kurdukları kampta kurnazca bir plan ile bertaraf eder.
Böylece Aratoria Krallığı, varlığını huzur içinde devam ettirebilirken, Relic Krallığı, ordularına yüksek miktarda erzak sağlayabilicek bir müttefik elde etmiştir.
Relic ordularının yıllar süren muharebelerinin ardından Kavirle İnancı, tümüyle yok edilmiştir. Bu sayede Kavirle topraklarında tutsak tutulan tüm Dimenez Kabilesi üyeleri serbest kalmıştır. Relic ordusunun yardımlarıyla yıllar sonra özgürlüklerine kavuşan Dimenez Kabilesi, Aratoria Krallığına döner. Böylece Aratoria Krallığı, yıllar sonra tüm halkına tekrardan kavuşmuş ve özgürlüğün tadını hep birlikte almaya başlamıştır.
Resurgo Savaşları'nın son bulmasıyla birlikte Kavirle ve Aeterna inançları yok olmuştur. Virethra İnancı ise inanılmaz düzeyde toprak ve güç kaybederek geri dönülemeyecek kadar zor bir duruma düşmüştür. Kendilerine zulüm etmiş olan inançların yok oluşuna şahitlik eden Aratoria Krallığı, onlara özgürlüklerini geri vermiş olan Relic Krallığı'na koşulsuz bir bağlılık yemini ederek krallıklarının son gününe kadar Marcus Relic'in yanında duracaklarını belirtmiştir. Sadece bununla kalmayıp krallıklarında herhangi bir inanca mensup olmayı yasaklamışlardır.
Aratoria Krallığı, Resurgo Savaşları'nın ardından tarım alanında kendini sürekli olarak geliştirmeye odaklanmıştır. Bu sayede bir çok krallık ile ticari antlaşmalara imza atarak hem ekonomik hem de politik olarak kendini geliştirebilmiştir. Askeri güç anlamında ileri çıkmış bir krallık olmasada, Relic Krallığı ile yıllardır süregelen bağları onlara düşmanlık besleyecek olan her orduyu korkutmaya yetiyordur.
İç politikaları ise dış politikalarına göre çok daha başarılıdır. Krallıklarının ve kültürlerinin büyük bir parçası olan tarıma oldukça fazla önem veren Aratoria Krallığı, halklarından tarım ile uğraşmak isteyenlere ayrıcalıklar sağlayarak onları bu alana teşvik ediyordur. Bu sayede hem halk geleneklerini yaşamaya ve yaşatmaya devam ederken hem de zamanla kendi ekonomik gücünü arttırabiliyordur. İşte bu kontrollü yapılanmalar sayesinde Aratoria krallığı, insan yaşamı için en ideal krallıklar arasında yerini almayı başarabilmıştir.
Aratoria Krallığı'nın yönetici soylu sınıfı olan Dimenez Ailesi'nin, tarihine bakıldığında oldukça barışçıl bir aile olduğu açıkça anlaşılır. Zira bu tarihlerde bir olay yaşanmıştır ki Dimenez soyadı tarihinde tanıklık edilmesi oldukça zordur.
Dimenez soyunun 10. kuşağında yer alan 3. Martin Dimenez, babası Francis Dimenez'in tek oğlu olarak tahta hak kazanır. Francis Dimenez'in vefatı ile 3. Martin Dimenez 26 yaşında tahta sorunsuz şekilde geçerek, Aratoria Krallığı'nın kralı olur. Martin'in tahta geçmesiyle beraber ablası Floria Dimenez, politikadan uzak, sessiz ve sakin bir hayat yaşamak istediğini söyleyerek Aratoria Krallığı'nın Dermian şehrine taşınır.
Martin, Aratoria'nın kralı ilan edilmesinin ardından Relic soyadına sahip 23 yaşında ki Laria Relic ile politik bir evlilik gerçekleştirir. Fakat bu evlilik ne kadar politik bir evlilik olarak adlandırılsa da çift kısa sürede birbirlerine duygusal olarak bağlanır. Bu duygusal bağlarının ilk tohumu olarak ise tek yumurta ikizi olan iki erkek çocuğu dünyaya gelir. Anne karnından 15 dakika daha erken çıkan çocuklarına Adrian adını koyarken, 15 dakika daha geç doğan çocuklarına Julian adını verirler.
Sevdiği kadından iki tane sağlıklı çocuk elde etmesi sebebiyle mutluluktan havalara uçmuş olsa bile Kral Martin, dünyalardan çok sevdiği iki oğlunun tahta karşı eşit düzeyde hakka sahip olduğunun farkındadır. Bu durumun bir taht kavgasına sebep olabileceğini biliyordur. Bu yüzden bu olası taht kavgasını çözebilmek için Relic Irkı'nın seçilim yöntemini kullanmak yerine farklı bir yöntem benimsemiştir. Julian'dan 15 dakika daha erken doğan oğlu Adrian'ı büyük oğlu olarak ilan ederek tahtın tek ve gerçek varisi olarak belirlemiştir. Böylece olası bir taht kavgasını önleyebileceğini düşünmüştür.
Adrian ve Julian 5 yaşına geldiklerinde soylulara yakışır şekilde eğitim görmeye başlar. İki çocuğun aldığı eğitimler aynı kaliteye sahip olsa da Adrian, tahtın seçilmiş varisi olarak yönetim ve politika üzerine eğitimler alır, Julian ise ithalat, ihracat ve tarım gibi daha sığ eğitimlere tabii tutuluyordur. Daha 5 yaşında olmasına rağmen Julian, ikizi Adrian'a verilen ilgi ve değerin ona gösterilmediğinin farkına varabiliyordu. Bu yüzden sürekli olarak onu geçmek adına kendini zorluyordu. Fakat şato halkının tahtın varisi olarak Adrian'a olan tavrı değişmiyordu. Julian, sürekli olarak çabalamasına rağmen gözde olamaması üzerine babasına ve ikizi Adrian'a karşı içten içe bir nefret beslemeye başlamıştı.
Julian'ın bu tavırlarını yaşına bağlayan Kral Martin, bu duruma karşı sessiz kalmış ve oğullarının büyümesiyle beraber daha iyi anlaşacaklarına inanmıştır.
Adrian ve Julian 13 yaşına ulaştığında babaları, onları gerçek tecrübeler kazanmaları için Aratoria Krallığı içerisindeki şehirlerin kontlarının yanına gönderme kararı vermiştir. Tahtına varis olarak seçtiği Adrian'ı krallıkta bulunan diğer şehirlerin tarım alanlarına göre verimliliği daha az olan Lucaria şehrine göndermiş ve verimlilik problemini kendi başına çözdüğünde eğitimini tamamlanmış olarak göreceğini söylemiştir. Julian'ı ise halası Floria Dimenez'in konakladığı ve ticaret anlamında oldukça ileri çıkmış bir şehir olan Dermian şehrine göndermiş ve burada yaşanan ticari kaynaklı problemleri tamamıyla kendi başına çözmeden eğitiminin tamamlanmış saymayacağını söyler.
Böylece Kral Martin, iki oğlunu istediği alanda geliştirebilmek adına eğitimlerine yollamıştır.
Daha 13 yaşında olmasına rağmen tahtın varisi olarak büyük bir üne sahip olan Adrian'a, Lucaria Şehri halkı kurtarıcı olarak bakmış ve onu büyük bir misafirperverlikle karşılamıştır. Adrian buradaki çalışmalarını gittiği ilk günden itibaren başlatmıştır. Şehir halkının yardımıyla geniş çaplı topraklarda verimlilik arttırma çalışmalarında bulunmuş, aynı zamanda tarım alanlarında çalışanlara kendi oluşturduğu bir çalışma takvimi sunmuştur. Tabii bu başarılara günler içerisinde şansla değil, yıllar içerisinde kazandığı tecrübe ve eğitimlerle ulaşabilmiştir. 20 yaşına giren Adrian, bu başarıları sayesinde çoktan olan ününü katlarca arttırmış, Lucaria Şehri tarafından kral gözüyle bakılmaya başlanmıştır bile.
Görevini tamamlaması üzerine Adrian, 40 yaşında olan kral babasının yanına döner ve tahta geçeceği zamanı beklemeye başlar.
Julian, Dermian Şehri'ne doğru yolculuğuna çıkmadan önce halası tarafından yazılan bir mektup ona ulaşır. Bu mektupta halası ondan Dermian Şehri'ne vardığında soylu ismini kullanmaması gerektiğini, çünkü burada huzurlu bir hayat yaşamak adına soyadını evlendiği kocasının soyadıyla değiştirdiğini söylüyordu. Julian, halası tarafından gönderilen bu isteği memnuniyetle kabul eder. Ne de olsa soyadına sahip olduğu babasına karşı olan nefreti yıllar içerisinde sürekli olarak ardı arkası kesilmeden artmıştır. Bu nedenden dolayı Julian, Dermian Şehri'ni soylu soyadını kullanmadan düzelterek tahtın gerçek sahibi olduğunu herkese kanıtlamak istiyordur.
Dermian Şehri'ne vardığında onu halası Florian Lera, halasının aşk evliliği yaptığı kocası Mark Lera ve oğulları Aurion Lera karşılar. Julian, halasının yaşadığı bu mütevazi evde gayet iyi karşılanır. Francis ve Florian onu kendi oğulları gibi görmüştür. Fakat Julian, ona değer veren insanların uğraşlarını görmezden gelmiştir. Ne de olsa Julian, buraya tek bir amaç için gelmiştir: kendisinin Adrian'a göre çok daha kabiliyetli bir lider olduğunu kanıtlamak.
Bu amacını layıkıyla yerine getirebilmek adına Julian, yanına kendi gibi doğduğu andan itibaren soy hakkı çalınmış olan kuzeni Aurion'u kendi tarafına çekmek adına ona kendi fikirlerini anlatır. Aurion, huzurlu hayatını seviyor olsa bile Julian'ın ona aşıladığı nefrete çocuk aklıyla kanarak onun yanında durmaya ve Julian'ın tahtta hak sahibi olduğuna kefil olmaya ikna olur. Böylece Julian ve Aurion beraber Dermian Şehri'ne inerler.
Dermian Şehri, Aratoria Krallığı'nın geneline entegre olmuş huzuru layıkıyla yansıtırken şehrin bazı kısımlarında sürekli olarak yaşanan suçlar halkın dikkatini çekmeye başlamıştır. Bu suçların yaşandığı kısımlar, çoğunlukla krallığa girişine izin verilen gezgin tacirlerin kısa süreliğine yerleşip ticaret yaptığı kısımlardır. Julian, babasının ona verdiği görevi yerine getirmek adına bu kısımları daha sıkı kontrol altına alması gerektiğinin farkındadır. Fakat onun hayalleri sadece bu kısımlarda yaşanan suçları bitirmek kadar sığ hayaller değildir. O bu şehri ve halkını kullanarak, tahta hak sahibi olduğunu iddia edeceği zaman arkasında duracak bir halkının olmasını istiyordur. Bunu sağlamak içinde yabancıların kendileriyle beraber getirdikleri suçları kullanma niyetindedir.
Julian, öncelikle şehir muhafızlarına gidip, soylu Dimenez Ailesi'nden geldiğini kanıtlayan mührü onlara gösterir. Buraya kral babasının izni ile yaşanan suçları tamamen yok etmek adına gönderildiğini söyler. Fakat şehir halkının görevleri sırasında onlara mani olmaması adına bu gerçeğin halka açılmaması gerektiğini ikna edici bir tonla söyleyerek, şehir muhafızlarını kendi komutası altına alır. Yanına aldığı kuzeni Aurion'u ise gerçekleştirmek üzere olduğu reformların başında durarak kontrol etmesi söyler. Böylece Julian, halka fark ettirmeden Dermian Şehri'nin adaletini kendi kontrolü altına alır.
Aradan uzun yıllar geçer. Julian, Sahip olduğu yeni gücü Dermian Şehri halkını yabancılara karşı manipüle etmek ve halk arasında güvenliğin sembolü haline gelmeye başlayan Aurion'u yüceltmek için kullanır. Bu sayede zamanı geldiğinde halkın Aurion'a karşı olan güvenini kendi amaçları adına kullanabilicektir. Julian, Dermian Şehri'nde yaşanan suçların kaynağı olarak yabancıları ve onların buraya girmesine kontrolsüzce izin veren kralları olarak gösteren bir algı yaratmıştır. Bı algıyı insanlara aşılamakta o kadar başarılı olmuştur ki, Dermian Şehri ile komşu olan diğer şehirler bile yabancılara ve krallarına karşı önyargılı yaklaşmaya başlamıştır.
Julian, 20 yaşına bastığında halk arasında bir güven sembolü halin gelmiş olan Aurion'a tüm halkı toplamasını söyler. Koruyucu olarak gördükleri Aurion ve muhafızlarının neden onları bir araya getirdiğini merak eden halkı, Julian bir kürsünün üstünde karşılar. Onlara gerçek soyadını ve yıllar boyunca getirilen reformlardan sorumlu olan kişinin kendisi olduğunu açıklar. Bu açıklamasını kanıtlamak için ise çoktan halkın güvenini kazanmış olan Aurion ve şehir muhafızlarından kendine bağlılık yeminleri etmelerini ister. Aurion, dizleri üstüne arkasındaki onlarca muhafız ile beraber çöker. Kendi soyunun da Dimenez soyuna bağlı olduğunu ve Julian Dimenez'i kralı olarak kabul ettiğine dair yeminini tüm halk önünde haykırır. Yıllar boyunca hayali düşmanlardan korkan ve hayali komplolar içerisinde olduklarına inanan halk gözleri önündeki manzara karşısında hayrete düşerler. Fakat yapmaları gereken şey açıktır:
Yeni krallarına saygılarını sunmak.
Julian'ın Dermian ve etrafını çevreleyen şehirlerde kendini yeni kral olarak ilan ettiği haberini alan Kral 3. Martin, oğluna yaptığının krallığa karşı bir isyan olduğunu, devam etmesi durumunda bir ihanetçi olarak yargılanacağını söylediği bir mektup iletir. Bu mektubu alan Julian, onu tahtta görmek isteyen halkına bir konuşma yapar.
Kralın dediklerine göre ben bir ihanetçiyim ve yargılanmam gerekiyor. Kendi krallığını düzeltmeye çalışan öz evladına ihanetçi diyen kralımız yıllardır topraklarımıza girip bize eziyet eden yabancılara sesini bile çıkarmıyordu! Şimdi size sorarım. Kralımız cidden bizim mi yanımızdadır, yoksa kendi halkından bile olmayan o aşağılıkların mı? Bence cevap gayet açık ve net! Ben Julian Dimenez ne halkını bile düşünmekten aciz olan bir kralın kararını, ne de haksız yere tahta varis seçilen kardeşimi dinlemem!
Bu konuşması üzerine Julian, Aratoria Krallığı'nı tanımadığını açıkça belirtmiştir. Ve bir savaşın yaşanacağını biliyordur. Bu yüzden elinde tuttuğu şehirlerden gelen her kazancı kendi muhafızlarını geliştirmek ve dışarıdan paralı asker satın almak için kullanmaya başlar.
Julian'ın büyük bir savaş için hazırlık yaptığını fark eden 3. Martin ve Adrian kendi ordularını bir araya getirerek Dermian Şehrine doğru ilerlemeye başlarlar. Orduları ile Dermian Şehri ile bitişik sınırlara sahip olan Sentemal Şehrine vardıklarında onları Julian'ın paralı askerleri karşılar.
Bir muharebe kaçınılmazdır. Aratoria orduları geniş bir hat şeklinde ilerlerken paralı askerler marşa geçmez. Aratoria ordularının sol kanadını kontrol eden Adrian, bunun bir tuzak olabileceğini düşünerek kral babasına haber gönderir. Fakat babası onun uyarısına karşılık vermeden orduları ile tarım alanlarının içinden ilerlemeye devam eder.
Julian'ın paralı askerleri ile sonunda temasa geçmeyi başaran merkez ve sağ kanat, paralı askerleri herhangi bir zorlukla karşılaşmadan katlediyorlardır. Ta ki tarlaların içine kendini gömmüş olan Julian ve ordusu, kendilerini gösterip Aratoria ordusunu ablukaya alana kadar.
Kendini merkez ve sağ kanattan izole etmiş olan Adrian ve kontrol ettiği sol kanadı, ordularının tahmin ettikleri gibi ablukaya düştüğünü fark ederek, destek olmak adına ilerlemeye başlarlar. Fakat onlar kalan ordularına destek olmak adına ilerleyene kadar 3. Martin Dimenez ve ordusunun çoğunluğu Julian'ın paralı askerleri tarafından öldürülür. Oraya ulaştıklarında ise Julian, kendisiyle beraber tüm ordusunu geri çekerek savaş alanında uzaklaşır.
Yapılan ilk muharebede karşılarındaki düşmanı hafife almalarından dolayı ordularının çoğunluğunu ve kral babasını kaybeden Adrian, nefretle yeni bir savaş için hazırlanmaya başlar. Krallığın hazinesini kullanarak paralı askerler tutmaya başlar. Bu sırada Julian, öncekine göre çok daha ciddi bir muharebeye girmek üzere olduğunu fark eder. Kendi babasını öldürmesi ve savaştan galip gelmesiyle, Aratoria soylularına göre kral olma olasılığı daha yüksek olan Julian, soylulardan aldığı yardımlar ile kendi ordusunu büyütmeye ve ekipman olarak geliştirmeye başlar. Gelecek olan savaşın binlerce kişinin ölümüne yol açacağına herkes kesin gözüyle bakıyordur.
Fakat bu yaklaşan savaş hakkında herkesin aklında olan bir soru işareti vardır. Uzun yıllardır oldukça yakın oldukları Relic İmparatorluğuna, iki taraftan da yardım istekleri gönderilmiş olsa da Relic İmparatorluğu bu iç savaşa karşı herhangi bir açıklama yapmadan, sessizliğini korumaya devam ediyordur.
Tüm hazırlıklar tamamlanmış, birbiriyle ölümüne savaşmaya hazır olan iki ordu toplanmıştı. İki ordu da savaşın gerçekleşeceği yerlere doğru hızla ilerliyordu. savaş alanı belliydi. Sentemal şehri.
Julian ve Adrian'nın orduları birbirlerini ölçemeye çalışıyordu. Kılıçları birbirlerine değmeden bile önce savaş çoktan başlamıştı. Fakat bu sırada beklenmedik bir gelişme gerçekleşti. Savaş başlamadan önce nerede olduğu bulunamayan Aurion, arkasında yüzlerce Turma Hanedanlığından süvariler ile iki orduya doğru hızla ilerliyordu. Relic İmparatorluğu'nun bir hanedanlığı olan Turma Hanedanlığı, süvarileri ile ünlü olan bir hanedanlıktı. Süvarilerini çocukluktan itibaren yetiştiriyor ve onlara binek olarak basitçe atlar vermek yerine ağır süvarilerine bizonlar, hafif süvarilerine ise ornithorlar veriyorlardı. Bu binekleri sayesinde kendi rollerini yerine getirmekte inanılmaz verimli bir hâl alıyorlardı. Ve haklarında bilinen bu bilgiler savaş alanındaki güçlerine şahitlik edenler tarafından kanıtlanıyordu.
Aurion, Relic İmparatorluğu tarafından ona bahşedilen süvariler ile birbiriyle savaşmak amacıyla gelen iki orduyu gafil avlayarak liderleri Adrian ve Julian Dimenez ile beraber katletmiştir. Bu katliamın ardından kendisini kral etmiş ve soyadını Dimenez olarak değiştirmiştir. Relic İmparatorluğu'nu tarafına toplamış olan Aurion'a karşı hiçbir soylu karşı gelmemiş ve yeni krallarını kabul etmek zorunda kalmışlardır.
Aurion, hiçbir zaman Julian tarafından kandırılmamıştı. O Julian'ı öz kardeşi olarak görmüş ve bu yüzden onun yanında durmuştu. Hırsının ve nefretinin farkında olsa bile yapmaya çalıştığı şeylerin doğru olduğunu bilerek ona tahtta hak vermek için uğraş vermişti. Tahtta hakkı olduğunu halkına kabul ettirdiğinde nefretinin yatışacağını, taht hakkını sağlamak için mantıklı yöntemler kullanacağını düşünmüştü. Fakat halkına gerçek kimliğini açıkladığı andan itibaren Julian'ın, yaşadığı değişimin tahminlerinden çok daha farklı olduğunu fark etmişti. Ve onun nefretini yatıştırabilecek tek kişi olarak kendini görmüştü.
Fakat elinde ne bir ordusu ne de bir politik güvencesi bulunuyordu. Tek çıkış yolu olarak iç savaşa karşı sessizliğini korumuş olan Relic İmparatorluğu ile görüşmekte buldu. Bunu gerçekleştirebilmek için ise kendilerinden bile daha önce Relic İmparatorluğu ile müttefik olmuş İgnarus Topluluğu'na yüzlerce mektup yolladı. Bu sayede ilk Sentemal Muharebesi yaşanmadan önce İgnarus Topluluğu ile iletişime geçebildi ve Relic İmparatorluğu'nun desteğini almayı başardı.
2.Sentemal Muharebesi'nin çapının çok daha büyük olacağını ve bu savaşta kazanan kim olursa olsun karşı tarafa destek veren tüm masum halkı katledeceğini biliyordur. Bu yüzden Turma Hanedanlığı'ndan süvariler toplayarak savaş alanına doğru ilerledi ve iki potansiyel kralı da öldürdü. Kendisi Kral Aurion Dimenez olarak tahta geçti. Fakat fark etmediği bir şey vardı. İgnarus Topluluğu, hiçbir iyiliği bedavaya yapmazdı. Çoktan ordulara ve paralı askerlere harcanan kaynaklar, altınlar yüzünden ekonomik olarak düşüşe geçen Aratoria Krallığı, İgnarus Topluluğu tarafından talep edilen miktarlarla başa çıkamayacak durumdaydı. Kral Aurion, İgnarus Topluluğu'na vermeleri gereken borçları yeni bir antlaşma ile çözmek zorunda kaldı.
Aratoria Krallığı'nın yıllık gelirinden hatrı sayılır kadarı 80 yıl boyunca İgnarus Topluluğu'na verilecekti. Ama en azından Aratoria Krallığı, eski huzuruna tamamıyla olmasa da kavuşabilmişti.
The Dimenez Tribe emerged in the lower left diagonal of what is now the Ignarus Community territory during the Tribal Period. Due to the unsuitability of this area for livestock or hunting, the Dimenez Tribe focused on developing themselves in agriculture. They embraced agriculture, their only means of survival, so deeply that they discovered techniques far beyond their time for preserving crops and increasing their quality. To keep away the diseases that caused most fields to lose their function during the Tribal Period, they planted onions and garlic among their crops, and by mixing the plants they had already planted in various variations, they invented a type of fertilizer called "Green Manure." While keeping their crops safe and healthy in this way, they selected the seeds they would plant from the largest and healthiest seeds.
The Dimenez Tribe was so successful in this field they initially pursued for survival that people still call areas where many different types of agricultural products are sold "Dimenez" even today.
The faiths that developed and strengthened at an incredible speed thanks to their teachings during the Tribal Period decided to use their power against other communities when the year reached 50 BR. The Kavirle Faith, one of the faiths that made this decision, chose the Dimenez Tribe and their fertile lands as their first target. After all, they would need a large amount of supplies for their armies in the suppression operations they would carry out against all communities.
Facing the helpless situation against the Kavirle armies, the Dimenez Tribe refused to go to war and surrendered to avoid being massacred en masse. Therefore, unlike other tribes captured by the faiths, the Dimenez Tribe was not subjected to torture and persecution. Instead, they were sent to fields within Kavirle territory and continued to work as slaves in agriculture. Thus, the Dimenez Tribe, whether they wanted to or not, made great contributions to the Kavirle Faith.
The Dimenez Tribe was able to increase their population during the years they worked in the fields of the Kavirle Faith. Thus, the new generations who were young when they were first enslaved had grown up and reached working age. With the increase in people capable of working, they were able to cope with the constant supply requests from the Kavirle Faith. The Dimenez Tribe, though not as much as before their enslavement, began to taste peace again. Until one day, a unit from the Kavirle army came and forcibly took away their working youth.
These young people, who were highly developed in agriculture and had high working capacity, were of very high value as slaves. The Kavirle Faith began to sell them to the Virethra Faith in exchange for gold to get the value they deserved.
The young people from the Dimenez Tribe who became the property of the Virethra Faith refused to remain silent in the face of this development. In the isolated camps located in the lower part of the Virethra Faith's territory where they were sent as slaves, they constantly tried to resist the slavers, refusing to work despite being tortured hundreds of times. After all, the Virethra Faith could not afford to kill their valuable slaves on whom they had spent a large amount of gold. The young people of the Dimenez Tribe endured hunger and torture for weeks. But the Virethra Faith did not have their patience.
Another day came when the Dimenez Tribe's youth thought they would cope with hunger and torture. But today was different. Meals were distributed, daily tortures had stopped. "They're trying to convince us with reverse psychology!" the young people thought. But they were wrong. The Virethra Faith had fed them today and not subjected them to torture. Because they were certain that after what they would do, these stubborn young people would work.
In the later hours of the day, a new Ornithor cart full of slaves arrived. Those who got off were the elderly and defenseless members of the Dimenez Tribe. The message the Virethra Faith was trying to give was clear and simple: If they didn't want harm to come to them, they had to work...
The young people who had continued to work for years for the elderly they personally knew and loved had now grown up. As their loved ones, sent to their camps to threaten them, passed away naturally, new ones came, and everyone in the camp capable of working was forced to work. They could do nothing to stop this cruel cycle. The light of hope they had when they first arrived here was about to completely fade. Until a leader named Marcus Relic emerged and said he would take revenge for all enslaved peoples with the kingdom he had newly established.
No matter how much the Dimenez Tribe wanted to help the Relic Kingdom in this cause, they could not rebel because of the Kavirle and Virethra faiths that still did not leave them alone. But for them, even the rekindling of their fading hopes of freedom was enough. Every member of the Dimenez Tribe in the Kavirle and Virethra faiths began to wait like hyenas watching their prey for that opening they needed to start their rebellion.
The Virethra Faith, the first faith targeted by Relic armies in the Resurgo Wars, had entered a great collapse due to being unable to borrow from the Gildemar Kingdom and constantly suffering defeats. To stop this collapse, they changed their war policies and adopted a completely defense-oriented policy. Although this policy saved them from being targeted by Relic armies, it could not repair the economic damage caused by the war. Therefore, people belonging to the Virethra Faith began to stage mass strikes to express their reactions to their rulers.
The members of the Dimenez Tribe in the territories dominated by the Virethra Faith took advantage of this weak state of the Virethra Faith and rebelled. Although many losses were suffered during this rebellion, nearly half of the Dimenez Tribe was able to gain freedom and subsequently established the Aratoria Kingdom. But the Aratoria Kingdom knew that the Virethra Faith, even in its current weak state, would attack them to preserve territorial integrity. The Aratoria Kingdom declared its alliance with the Relic Kingdom to be able to resist this highly probable attack, and thus managed to secure itself.
Just as the Aratoria Kingdom had predicted, the Virethra Faith declared war to preserve territorial integrity and announce to all the world's peoples that they were actively participating in the war again. But they were not the only community wanting to send a message to the world's peoples at this time. The Relic Kingdom, to convey the message to all the world's peoples that they stood behind everyone who supported them in this harsh war, eliminated the Virethra armies sent to the Aratoria Kingdom with a cunning plan in the camp they had established.
Thus, while the Aratoria Kingdom continued its existence in peace, the Relic Kingdom gained an ally who could provide their armies with a large amount of supplies.
After years of battles by Relic armies, the Kavirle Faith was completely destroyed. Thus, all members of the Dimenez Tribe held captive in Kavirle territories were freed. The Dimenez Tribe, who gained their freedom years later with the help of the Relic army, returned to the Aratoria Kingdom. Thus, the Aratoria Kingdom reunited with all its people after years and began to taste freedom together.
With the end of the Resurgo Wars, the Kavirle and Aeterna faiths were destroyed. The Virethra Faith fell into an irreversibly difficult situation by losing an incredible amount of territory and power. The Aratoria Kingdom, witnessing the destruction of the faiths that had persecuted them, swore an unconditional oath of allegiance to the Relic Kingdom, which had restored their freedom, stating that they would stand by Marcus Relic until the last day of their kingdom. Not only that, but they also banned membership in any faith in their kingdom.
The Aratoria Kingdom has focused on continuously developing itself in agriculture after the Resurgo Wars. In this way, it has been able to develop both economically and politically by signing trade agreements with many kingdoms. Although it is not a kingdom that stands out in terms of military power, its long-standing ties with the Relic Kingdom are enough to intimidate any army that would harbor hostility toward them.
Its internal policies are much more successful than its foreign policies. The Aratoria Kingdom, which places great importance on agriculture, a major part of their kingdom and culture, encourages their people to this field by providing privileges to those who want to engage in agriculture. In this way, while the people continue to live and preserve their traditions, they can also gradually increase their own economic power. It is thanks to these controlled structures that the Aratoria Kingdom has managed to take its place among the most ideal kingdoms for human life.
Looking at the history of the Dimenez Family, the noble ruling class of the Aratoria Kingdom, it is clearly understood that they are a quite peaceful family. For an event occurred in these histories that is quite rare to witness in Dimenez surname history.
Martin Dimenez the 3rd, who belongs to the 10th generation of the Dimenez lineage, gains the right to the throne as the only son of his father Francis Dimenez. With the death of Francis Dimenez, Martin Dimenez the 3rd ascends to the throne at the age of 26 without problems, becoming the king of the Aratoria Kingdom. With Martin's ascension to the throne, his sister Floria Dimenez moves to the Dermian city of the Aratoria Kingdom, saying she wants to live a life away from politics, quiet and peaceful.
After being declared king of Aratoria, Martin enters into a political marriage with Laria Relic, who is 23 years old and bears the Relic surname. However, no matter how much this marriage is called a political marriage, the couple quickly become emotionally attached to each other. As the first seed of this emotional bond, twin boys are born. They name the child born 15 minutes earlier Adrian, and the child born 15 minutes later Julian.
Even though King Martin was overjoyed at having two healthy children from the woman he loved, he was aware that his two beloved sons had equal rights to the throne. He knew this situation could cause a succession dispute. Therefore, to solve this possible succession dispute, instead of using the selection method of the Relic Race, he adopted a different method. He declared his son Adrian, born 15 minutes earlier than Julian, as the eldest son and determined him as the sole and true heir to the throne. Thus, he thought he could prevent a possible succession dispute.
When Adrian and Julian reached the age of 5, they began to receive education befitting nobles. Although the education the two children received was of the same quality, Adrian, as the chosen heir to the throne, received training in governance and politics, while Julian was subjected to more superficial education such as imports, exports, and agriculture. Even though he was only 5 years old, Julian was able to realize that the attention and value given to his twin Adrian was not shown to him. Therefore, he constantly pushed himself to surpass him. But the attitude of the castle people toward Adrian as the heir to the throne did not change. Julian, despite constantly striving, began to harbor an inner hatred toward his father and twin Adrian because he could not become the favorite.
King Martin, attributing Julian's behavior to his age, remained silent about this situation and believed that his sons would get along better as they grew up.
When Adrian and Julian reached the age of 13, their father decided to send them to the counts of the cities within the Aratoria Kingdom to gain real experience. He sent Adrian, whom he had chosen as heir to his throne, to the city of Lucaria, which had less productivity compared to the agricultural areas of other cities in the kingdom, and said he would consider his education complete when he solved the productivity problem on his own. He sent Julian to the city of Dermian, where his aunt Floria Dimenez resided and which was quite advanced in terms of trade, and said he would not consider his education complete until he completely solved the trade-related problems there on his own.
Thus, King Martin sent his two sons for their education to develop them in the fields he desired.
Even though he was only 13 years old, the people of Lucaria City looked at Adrian, who had great fame as the heir to the throne, as a savior and welcomed him with great hospitality. Adrian began his work there from the first day he arrived. With the help of the city's people, he engaged in extensive productivity improvement work on the lands, and at the same time, he presented a work schedule he created to those working in agricultural areas. Of course, he achieved these successes not through luck in days, but through the experience and education he had gained over years. Adrian, who turned 20, had multiplied his already existing fame thanks to these successes and was even beginning to be looked upon as a king by Lucaria City.
Upon completing his task, Adrian returns to his king father, who is 40 years old, and begins to wait for the time when he will ascend to the throne.
Before Julian set out on his journey to Dermian City, a letter written by his aunt reached him. In this letter, his aunt told him that he should not use his noble name when he arrived in Dermian City, because she had changed her surname to her husband's surname to live a peaceful life here. Julian gladly accepted this request sent by his aunt. After all, his hatred toward his father, who bore the surname, had continuously increased over the years without stopping. For this reason, Julian wanted to fix Dermian City without using his noble surname and prove to everyone that he was the true owner of the throne.
When he arrived in Dermian City, he was greeted by his aunt Florian Lera, her husband Mark Lera, with whom she had a love marriage, and their son Aurion Lera. Julian was welcomed quite well in this modest house where his aunt lived. Francis and Florian saw him as their own son. But Julian ignored the efforts of the people who valued him. After all, Julian had come here for a single purpose: to prove that he was a much more capable leader than Adrian.
To fulfill this purpose properly, Julian told his cousin Aurion, who like himself had his lineage rights stolen from birth, his own ideas to draw him to his side. Even though Aurion loved his peaceful life, he was convinced by the hatred Julian instilled in him with a child's mind to stand by him and guarantee that Julian had rights to the throne. Thus, Julian and Aurion went down to Dermian City together.
While Dermian City reflected the peace integrated into the Aratoria Kingdom's general state quite well, crimes constantly occurring in some parts of the city began to attract the people's attention. The parts where these crimes occurred were mostly the areas where traveling merchants, allowed entry into the kingdom, temporarily settled and traded. Julian was aware that he needed to bring these areas under stricter control to fulfill the task his father had given him. But his dreams were not as shallow as just ending the crimes occurring in these parts. He wanted to use this city and its people so that when he claimed rights to the throne, he would have a people who would stand behind him. To achieve this, he intended to use the crimes that foreigners brought with them.
Julian first went to the city guards and showed them the seal proving he came from the noble Dimenez Family. He said he was sent here with his king father's permission to completely eliminate the crimes occurring. But he told them in a convincing tone that this truth should not be revealed to the people so that the city's people would not interfere with their duties during their work, and took the city guards under his command. He told his cousin Aurion, whom he had taken with him, to stand at the head of the reforms he was about to implement and control them. Thus, Julian took control of Dermian City's justice without the people noticing.
Long years passed. Julian used his new power to manipulate the people of Dermian City against foreigners and to exalt Aurion, who was beginning to become a symbol of security among the people. In this way, when the time came, he would be able to use the people's trust in Aurion for his own purposes. Julian created a perception showing foreigners and the kings who allowed them uncontrolled entry as the source of crimes occurring in Dermian City. He was so successful in instilling this perception in people that even other cities neighboring Dermian City began to approach foreigners and their kings with prejudice.
When Julian turned 20, he told Aurion, who had become a symbol of trust among the people, to gather all the people. Julian greeted the people, who were curious why Aurion and the guards, whom they saw as protectors, had brought them together, from atop a podium. He explained to them his real surname and that he was the person responsible for the reforms brought over the years. To prove this explanation, he asked Aurion, who had already gained the people's trust, and the city guards to swear allegiance to him. Aurion knelt on his knees along with dozens of guards behind him. He shouted his oath before all the people that his lineage was also connected to the Dimenez lineage and that he accepted Julian Dimenez as his king. The people, who had feared imaginary enemies for years and believed they were in imaginary conspiracies, were astonished at the scene before their eyes. But what they had to do was clear:
To pay their respects to their new king.
Upon receiving the news that Julian had declared himself the new king in Dermian and the surrounding cities, King Martin the 3rd sent a letter to his son saying that what he had done was a rebellion against the kingdom, and that if he continued, he would be tried as a traitor. Julian, who received this letter, gave a speech to his people who wanted to see him on the throne.
According to the king, I am a traitor and must be tried. Our king, who calls his own child trying to fix his own kingdom a traitor, never even spoke out against the foreigners who have been entering our lands and tormenting us for years! Now I ask you. Is our king truly on our side, or on the side of those wretches who are not even from our own people? I think the answer is quite clear! I, Julian Dimenez, will neither listen to the decision of a king who is incapable of even thinking about his people, nor to my brother who was unjustly chosen as heir to the throne!
With this speech, Julian clearly stated that he did not recognize the Aratoria Kingdom. And he knew a war would occur. Therefore, he began to use every income from the cities he held to develop his own guards and buy mercenaries from outside.
Martin the 3rd and Adrian, noticing that Julian was preparing for a great war, began to advance toward Dermian City by gathering their own armies. When they arrived at Sentemal City, which has borders adjacent to Dermian City, with their armies, they were met by Julian's mercenaries.
A battle was inevitable. While the Aratoria armies advanced in a wide line formation, the mercenaries did not advance. Adrian, controlling the left wing of the Aratoria armies, sent a message to his king father thinking this might be a trap. But his father continued to advance through the agricultural fields with his armies without responding to his warning.
The center and right wing, which finally managed to make contact with Julian's mercenaries, were slaughtering the mercenaries without encountering any difficulty. Until Julian and his army, who had buried themselves in the fields, revealed themselves and surrounded the Aratoria army.
Adrian and the left wing he controlled, who had isolated themselves from the center and right wing, realizing that their armies had been surrounded as they had predicted, began to advance to provide support. But by the time they advanced to support the remaining armies, Martin Dimenez the 3rd and the majority of his army had been killed by Julian's mercenaries. When they reached there, Julian withdrew with his entire army from the battlefield.
Adrian, who lost the majority of his armies and his king father in the first battle due to underestimating the enemy before them, began to prepare for a new war with hatred. He began to hire mercenaries using the kingdom's treasury. Meanwhile, Julian realized he was about to enter a much more serious battle than the previous one. With his killing of his own father and victory in war, Julian, who had a higher probability of becoming king according to Aratoria nobles, began to grow his army and improve its equipment with the help he received from nobles. Everyone was certain that the coming war would lead to the death of thousands.
But there was a question mark in everyone's mind about this approaching war. Although requests for help had been sent from both sides to the Relic Empire, with whom they had been very close for many years, the Relic Empire continued to maintain its silence without making any statement about this civil war.
All preparations were complete, two armies ready to fight to the death against each other had gathered. Both armies were rapidly advancing toward where the war would take place. The battlefield was clear. The city of Sentemal.
Julian and Adrian's armies were trying to measure each other. The war had already begun even before their swords touched. But at this moment, an unexpected development occurred. Aurion, whose whereabouts could not be found before the war began, was rapidly advancing toward the two armies with hundreds of cavalry from the Turma Dynasty behind him. The Turma Dynasty, a dynasty of the Relic Empire, was a dynasty famous for its cavalry. They trained their cavalry from childhood and instead of simply giving them horses as mounts, they gave bison to their heavy cavalry and ornithors to their light cavalry. Thanks to these mounts, they became incredibly efficient in fulfilling their roles. And this information known about them was proven by those who witnessed their power on the battlefield.
Aurion, with the cavalry granted to him by the Relic Empire, caught the two armies coming to fight each other off guard and slaughtered them along with their leaders Adrian and Julian Dimenez. After this massacre, he made himself king and changed his surname to Dimenez. No noble opposed Aurion, who had gathered the Relic Empire to his side, and they had to accept their new king.
Aurion had never been deceived by Julian. He saw Julian as his own brother and therefore stood by him. Even though he was aware of his ambition and hatred, he worked to give him rights to the throne, knowing that what he was trying to do was right. He thought that when he made his people accept that he had rights to the throne, his hatred would subside, and he would use logical methods to secure his rights to the throne. But from the moment he revealed his true identity to his people, he realized that Julian's change was very different from what he had predicted. And he saw himself as the only person who could calm his hatred.
But he had neither an army nor a political guarantee in his hands. He found his only way out in meeting with the Relic Empire, which had maintained its silence against the civil war. To achieve this, he sent hundreds of letters to the Ignarus Community, which had been allied with the Relic Empire even before them. In this way, he was able to contact the Ignarus Community before the first Sentemal Battle occurred and managed to gain the support of the Relic Empire.
He knew that the 2nd Sentemal Battle would be much larger in scale and that whoever won this war would slaughter all the innocent people who supported the opposing side. Therefore, he gathered cavalry from the Turma Dynasty and advanced toward the battlefield, killing both potential kings. He himself ascended to the throne as King Aurion Dimenez. But there was something he had not realized. The Ignarus Community did not do any favor for free. The Aratoria Kingdom, which had already entered an economic decline due to resources and gold spent on armies and mercenaries, was in no condition to cope with the amounts demanded by the Ignarus Community. King Aurion had to solve the debts they owed to the Ignarus Community with a new treaty.
A considerable portion of the Aratoria Kingdom's annual income would be given to the Ignarus Community for 80 years. But at least the Aratoria Kingdom, though not completely, had been able to regain its former peace.