Zauron Topluluğu


Kölelik Dönemi (RÖ 50 - 0)


Eski inançları Alker'i ve Alker inancına inanan herkesi yok etmelerinin ardından her şeyden bağımsız yeni bir düzen kuran Zauron Topluluğu, iç politikalarına büyük reformlar getirmiş olmalarına rağmen dış politikalarını değiştirmemişti. Dışarıda dönen katliamlardan ve kölelik sisteminden kaçan kişileri kendi himayeleri altına almışlardı. Bu sayede kendi elleriyle azalttıkları nüfuslarını normal düzeye çekmeyi başarmışlardı.

Nüfuslarının normal seviyeye dönmesinin ardından Zauron Topluluğu, odaklarını bu nüfusu tam verimlilikle kullanmaya ve kinyum üzerindeki hakimiyetlerini artırmaya çevirmişlerdi. Kinyum maddesi üzerine birçok farklı deney yapan Zauron Topluluğu ana odaklarını tek bir husus altında toplamıştı: insanın kusurlarını kapatmak. Fakat ana odaklarını yönelttikleri bu alanda deneylerinin sekteye uğramaması için onlara sürekli olarak kobay faresi yerine geçebilecek insanlar gerekiyordu. Ne büyük şanstır ki köleleştirilmekten kaçmak adına topraklarına sürekli olarak çaresiz insanlar akın ediyordu.

Zauron Topluluğu, bulundukları vahşet dolu dönemi kendi çıkarları adına kullanabilmiş, inançların zulmüne maruz kalmamış topluluklar üzerinde olumlu bir izlenim bırakmıştı. Ne de olsa onların gözünde Zauron Topluluğu çaresizlere kucak açıyor, onları koruyordur. Fakat gerçekte kinyum üzerindeki hakimiyetlerini artırmak için koruyor gibi gösterdikleri bu insanları deneyleri için kullanıyorlardı.


Ev hasreti


Zauron Topluluğu, sürekli olarak deneylerini ilerletmeyi başarmış olsalar da nihai amaçları olan melekleri Zomirel'den daha güçlü bir organizma yaratmaya bir nebze bile yaklaşamıyorlardı. Kinyum maddesinin karmaşık çalışma şeklini atalarından kalma yazıtlarla bile çözemiyorlardı. Bu durum karşısında alabilecekleri iki yol vardı: Ata topraklarına yeniden dönmek ve geniş çaplı bir araştırma ile kinyum hakkında yeni bulgular elde etmek. Veya dış dünyaya açılıp farklı yöntemlerle kinyumu kullandıklarına emin oldukları inançlara ulaşmak. İçinde bulundukları dönem göz önüne alındığında inançlarla yapılacak olan bir görüşmenin sonuçlarını az çok tahmin edebilen Zauron Topluluğu, ata topraklarına dönme kararı almıştı. Böylece yeni düzenlerini oluşturmalarına olanak veren o topraklara ilk sefere nazaran çok daha bilinçli şekilde geri dönecek ve orada çok daha kapsamlı bir araştırma yapacaklardı.

Ata topraklarına geri dönüşleri sırasında elde edilen bulgular tarih kitaplarında tam olarak yer almaz. Fakat bilinen şudur ki bu topraklara gönderilen araştırmacılar geri dönmeyi reddetmiştir. Üzerine harabeye dönmüş bu eski bölgeyi yeniden inşa etmek adına büyük çaplı bir göç talep etmişlerdir. Günümüzde Zauron Topluluğu'nun bu topraklarda keşfettiği şeylerin önemini istedikleri bu göç talebinden az çok tahmin edebilmekteyiz.


Büyük göç


Ata topraklarının yeniden yapılandırılmasının kabulü ile büyük çaplı bir göç yürürlüğe girmişti. Mühendisler, ileri gelen araştırmacılar ve topluluklarına sığınma amacıyla gelen mültecilerin çoğunluğu geri dönmemek üzere ata topraklarına göç etmişti. Mühendisler yeniden yapılandırmayı gerçekleştirebilmek adına insan gücüne ihtiyaç duyacaktı. Bu ihtiyaçlarını ise mültecilerle kolay bir şekilde karşılayabilirlerdi. Aynı şekilde orada keşfedilen yeni bulgular üzerinde deneyler yapmak ve çalışmak adına gönderilen araştırmacıların da deneklere ihtiyaçları olacaktı. Mülteciler bu ihtiyacı da karşılayacaktı.

Ata topraklarına sevk edilen nüfus, titiz bir elemeye tabi tutuldu. Zira toplumsal yapının kontrolsüzce bölünmesi, her iki stratejik bölgenin de kaybıyla sonuçlanabilirdi. Bu yüzden askeri nüfuslarının çoğunluğunu kendi topraklarında bırakmış, alanlarında uzman araştırmacıları ise ata topraklarına göndermişlerdi. Bu topraklar arasında oluşturdukları nüfus dağılımı sayesinde amaçlarına çok daha odaklı, kaynaklarını tamamen kendi amaçlarına göre şekillendirebilen iki toplum oluşturmuşlardı.


Resurgo Savaşları (1 - 10)


Kölelik Dönemi'nin sonuna gelindiğinde Zauron Topluluğu, yıllar boyunca süren çalışmaların karşılığını alarak diğer topluluklara kıyaslanamayacak kadar yüksek bir medeniyet seviyesine sahip olmuştu. Amaçlarına göre şekillendirdikleri topluluklar, kendi alanlarında çığır açıcı keşiflerde bulunmuştu. Bu keşiflerle beraber inançlarını kendi elleriyle yok ettikleri günden beri hayalini kurdukları hedefleri hiç olmadığı kadar yakın gelmeye başlamıştı. Fakat Zauron Topluluğu uzun zamandır ciddiye almadıkları dış dünyadan beklemedikleri bir haber aldılar. İnançlar tarafından köleleştirilmiş ve zulme maruz kalmış kabileler Marcus Relic adında bir lider altında bir araya gelerek bir krallık kurmuşlardı. Bir inanç veya klasik ilkelerden oldukça uzak bir şekilde kurulan bu krallığın amacı kesin ve netti. Kölelik Dönemi boyunca onları köleleştiren, eziyet eden inançlardan intikamlarını en acımasız şekilde alabilmek.

Çoğu topluluğunun gözünde Relic Krallığı bu amacıyla dünyayı engellenemez bir yokuşa sürükleyecekti. Fakat bu topluluklara nazaran Zauron Topluluğu, Relic Krallığı'nı çıkardıkları savaşta destekleme kararı almıştı. Onlara göre insanların özgürlüklerini ellerinden alan bu inançlar yok olmalıydı. Bu kararlarıyla Zauron Topluluğu, Relic Krallığı'nın ilk müttefiklerinden biri haline gelmişti.

Bu anlaşmanın getirisi olan yardımlar sayesinde çeşitli muharebelerde avantaj kazanan Relic Krallığı, savaş süresi boyunca Zauron Topluluğu ile olan ilişkisini sağlamlaştırmıştı. Muharebelerde Relic ordularına yardım etmek adına kinyumla beraber ürettikleri materyalleri göndermişlerdi. Bu materyallerin içeriği hakkında detaylı bir bilgiye hiçbir zaman ulaşılamamıştır. Fakat muharebeler sırasında bu materyallerin etkilerini bizzat gözlemlemiş savaşçıların söylediklerine göre materyal vücuda enjeksiyon yoluyla aktarılıyor ve kullanan kişide kısa süreli bir enerji, hız ve güç patlaması yapıyordu. Bazı ileri gelen tarihçilere göre, Resurgo Savaşları’nda Relic ordularının başarısının ana nedenlerinden biri bu gizemli materyaldi. Fakat Relic Krallığı ve müttefikleri bunun Relic Krallığı'nın yaptıklarını küçümsemek adına atılmış karşıt bir propaganda olduğunu belirtmişlerdir.


Müttefikler arası karmaşa (11)


Resurgo Savaşları'nın sona ermesiyle Relic Krallığı, nihai amaçları olan intikamlarına kavuşmuş ve yıkılmasına imkansız gözüyle bakılan iki inancı yok etmişti. 10 yıl boyunca süren ve yüz binlerce insanın ölümüne sebep olan bu savaşın bitmesiyle dünya çapında barış halinin oluşacağı düşünülüyordu. Fakat insanların açgözlülüğü buna müsaade etmeyecekti.

Resurgo Savaşları'nın ardından Kavirle ve Aeterna İnancı'nın yok olmasıyla birlikte büyük toprak parçaları sahipsiz kalmıştı. Bu toprak parçalarının nasıl dağıtılması gerektiği hakkında anlaşmaya varamayan Relic müttefikleri, herhangi bir anlaşmaya varamamıştı. Bu yüzden istediklerini almak adına şiddet kullanmaya başlamışlardı. Topluluklar ve krallıklar topraklarını genişletmek için dünyanın birçok yanında savaşlar çıkarıyordu. Bu çatışmalar ilerleyen dönemlerde Discordia Savaşları olarak adlandırılacaktı. Discordia Savaşları'na katılmayan toplumlar medeniyet düzeylerini artırmaya ve yeni renovasyonlar yapmaya odaklanırken savaşa doymamış olanlar acımasız savaşların toplumlarında açtığı yaralarla uğraşmaya devam etmişlerdi.

Zamanında onlara büyük yardımları dokunmuş olan müttefiklerinin birbirleriyle acımasız savaşlara girişmesine rağmen Relic Krallığı, Discordia Savaşları'nda tarafsızlığını korumuştu. Relic Krallığı, tarafsızlığını açıkladığı bu dönemde kendi iç problemleriyle yüzleşiyordu. 10 yıllık çok büyük bir savaştan yeni çıkmışlardı ve bu savaşın onlara getirdiği sorunlarla uğraşmaya devam ediyorlardı. Bu sorunların en büyüklerinden birisi Zauron ve İgnarus Topluluğu'nun anlaşmazlığıydı. Bu anlaşmazlık, halka açık tarihi kaynaklarda detaylı olarak bulunmasa da Resurgo Savaşları üzerine uzmanlaşmış tarihçilerin ortak iddiaları şu şekildedir:

Relic Krallığı savaş sırasında zafere ulaşma olasılıklarını artırabilmek adına birçok topluluğa vaatlerde bulunmuştu. Fakat bu vaatleri sunarken yoğun bir savaş halinde olduklarından dolayı bu vaatleri detaylı şekilde inceleyememiş ve farklı topluluklara birbiriyle aynı vaatleri sunmuşlardı. İşte tarihçiler, Zauron ve İgnarus Topluluğu'nun anlaşmazlığının bu durumdan kaynaklı olduğu düşünüyordur. İki tarafa sunulan vaatlerin ne olduğuna dair herhangi bir döküman bulunmasa da, bu iki topluluğun bu sorun uğruna girdikleri uğraşlar bize bu vaatlerin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Zauron ve İgnarus Topluluğu'nun arasındaki bu anlaşmazlığı, Relic Krallığı'nın uğraşları sayesinde zor da olsa çözüme kavuşmuştu. Anlaşmazlığın çözüme kavuşturulduğu zaman aralığında eski Aeterna ve Kavirle topraklarına Zauron ve İgnarus topluluklarını temsil eden araştırmacıların geldiği söylenmiştir. O zamanlarda araştırmacıların bulundukları topraklarda geniş alanlı kazı çalışmaları yapıldığı bilinir.


Günümüz


Zauron Topluluğu, yeni keşifleri ve bilim alanındaki hakimiyetleri ile dünya halkları tarafından saygı duyulan bir topluluktur. Dış politikalarıyla ileri çıkmamalarına rağmen politik olarak oldukça güçlü bir konumdalardır. Bu durum bazı toplumlar tarafından oldukça garip karşılanıyordur. Zauron Topluluğu'nun dış dünyayla olan bağı yukarıda belirtildiği gibi çok azdır. Buna rağmen politikada olan baskınlıkları oldukça fazladır. İşte bu anomali günümüzde birçok araştırmacının ve tarihçinin ortak merak konusudur.

Zauron Community


Slavery Period (BR 50 - 0)


After destroying the old Faith of Alker and everyone who believed in it, the Zauron Community established a new order independent of everything else. Although they introduced major reforms in their internal policies, they did not change their external policy. They took under their protection those who were fleeing the massacres and the system of slavery outside. In this way, they managed to restore the population they had reduced with their own hands to a normal level.

After their population returned to normal levels, the Zauron Community shifted their focus to using this population at full efficiency and increasing their control over kinyum. Conducting many different experiments on the kinyum substance, the Zauron Community gathered their main focus under a single theme: covering the flaws of humans. But for their experiments not to be disrupted in this area, they constantly needed people who could take the place of lab rats. Fortunately, desperate people were continuously pouring into their lands to escape being enslaved.

The Zauron Community had managed to use the savage era they lived in for their own benefit and left a positive impression on communities that had not been subjected to the oppression of the faiths. After all, in their eyes the Zauron Community was embracing the desperate and protecting them. But in reality, they were using these people for their experiments, presenting it as protection in order to increase their control over kinyum.


Homesickness


Although the Zauron Community continuously managed to advance their experiments, they could not get even a step closer to their ultimate goal: creating an organism stronger than the angels of Zomirel. They could not solve the complex workings of kinyum even with the inscriptions inherited from their ancestors. Faced with this, they had two paths: returning to their ancestral lands and conducting broad research to obtain new findings about kinyum, or opening up to the outside world to reach faiths they were sure used kinyum with different methods. Considering the era they were in, the Zauron Community could more or less predict the consequences of negotiating with faiths, so they decided to return to their ancestral lands. Thus, they would return much more consciously than the first expedition to the lands that had allowed them to form their new order, and conduct far more extensive research there.

The findings obtained during their return to the ancestral lands are not fully recorded in history books. But what is known is that the researchers sent to these lands refused to return. They requested a large-scale migration to rebuild this region, which had turned into ruins. Today, we can more or less estimate the importance of what the Zauron Community discovered in these lands from the migration request they made.


The Great Migration


With the approval to rebuild the ancestral lands, a large-scale migration went into effect. Engineers, leading researchers, and the majority of refugees who had sought shelter in the community migrated to the ancestral lands with no intention of returning. Engineers would need manpower to carry out the reconstruction, and they could easily meet this need with the refugees. Likewise, researchers sent to experiment on and work with the new discoveries made there would also need subjects, and the refugees would meet that need as well.

The population sent to the ancestral lands was subjected to a meticulous selection. Otherwise, the uncontrolled division of the social structure could have resulted in the loss of both strategic regions. Therefore, they kept most of their military population in their own lands and sent expert researchers to the ancestral lands. Thanks to this population distribution between the two regions, they formed two societies much more focused on their goals, able to shape their resources entirely according to their own aims.


Resurgo Wars (1 - 10)


By the end of the Era of Slavery, the Zauron Community had reaped the rewards of years of work and reached a level of civilization far beyond other communities. The societies they shaped according to their goals made groundbreaking discoveries in their fields. With these discoveries, the goals they had dreamed of since the day they destroyed the faiths with their own hands began to feel closer than ever. But the Zauron Community received unexpected news from the outside world they had long ignored. Tribes enslaved and oppressed by the faiths had united under a leader named Marcus Relic and established a kingdom. The goal of this kingdom, founded far from any faith or classical principles, was clear and definite: to take the most ruthless revenge on the faiths that had enslaved and tormented them throughout the Era of Slavery.

In the eyes of most communities, the Relic Kingdom would drive the world into an unstoppable descent because of this goal. Yet unlike those communities, the Zauron Community decided to support the Relic Kingdom in the war it waged. To them, the faiths that had taken away people’s freedom had to be destroyed. With this decision, the Zauron Community became one of the first allies of the Relic Kingdom.

Thanks to the aid brought by this alliance, the Relic Kingdom gained advantages in various battles and strengthened its relationship with the Zauron Community throughout the war. They sent materials produced with kinyum to help the Relic armies in battle. No detailed information about the contents of these materials has ever been obtained. But according to warriors who observed their effects during battles, the material was delivered into the body by injection and caused a short burst of energy, speed, and strength in the user. According to some prominent historians, one of the main reasons for the Relic army’s success in the Resurgo Wars was this mysterious material. However, the Relic Kingdom and its allies stated that this was counter‑propaganda meant to belittle what the Relic Kingdom had achieved.


Chaos Among Allies (11)


With the end of the Resurgo Wars, the Relic Kingdom had achieved its ultimate vengeance and destroyed two faiths that were believed to be impossible to topple. It was thought that a worldwide state of peace would emerge after this ten‑year war that caused hundreds of thousands of deaths. But human greed would not allow it.

After the Resurgo Wars, with the fall of the Kavirle and Aeterna faiths, large pieces of land were left ownerless. The Relic allies could not agree on how these lands should be distributed. As a result, they began to use violence to take what they wanted. Communities and kingdoms ignited wars across the world to expand their territories. These conflicts would later be called the Discordia Wars. Societies that did not participate in the Discordia Wars focused on increasing their level of civilization and making new renovations, while those who had not had their fill of war continued to deal with the wounds that merciless battles opened in their societies.

Despite their allies, who had once helped them greatly, entering brutal wars with each other, the Relic Kingdom remained neutral in the Discordia Wars. During this period, after declaring neutrality, the Relic Kingdom faced its own internal problems. They had just emerged from a massive ten‑year war and were still dealing with the issues it had brought. One of the biggest of these problems was the dispute between the Zauron and Ignarus communities. Although this dispute is not detailed in public historical sources, the common claims of historians specializing in the Resurgo Wars are as follows:

During the war, the Relic Kingdom had made promises to many communities to increase its chances of victory. But because they were in the middle of intense warfare, they could not examine these promises in detail and offered the same promises to different communities. Thus historians believe the dispute between the Zauron and Ignarus communities stems from this. Although there is no document about what the promises were, the struggles these two communities undertook over this issue show how important those promises were.

The dispute between the Zauron and Ignarus communities was resolved, albeit with difficulty, through the efforts of the Relic Kingdom. It is said that during the period when the dispute was resolved, researchers representing the Zauron and Ignarus communities came to the former Aeterna and Kavirle lands. It is known that in those times, large‑scale excavations were carried out in the lands where the researchers were located.


Present Day


The Zauron Community is respected by the peoples of the world for their new discoveries and dominance in the field of science. Although they do not stand out with their foreign policy, they are politically quite powerful. Some societies find this rather strange. The Zauron Community’s ties with the outside world are, as noted above, very limited. Yet their dominance in politics is quite strong. This anomaly is a shared point of curiosity among many researchers and historians today.