Ferdin Kabilesi, yılın çoğu zamanında keskin ve acımasız soğuğun hakim olduğu iklimde yaşamlarını idame ettirebilmek için oldukça saldırgan bir tavır benimsemişlerdir. Çevrelerinde bulunan diğer kabilelerle sürekli olarak avlanma alanları için mücadele etmiş, onlara karşı gelmeye cüret edenleri acımadan katletmişlerdir. Bu tavırlarından dolayı Ferdin Kabilesi, sırtlarını dayayabilecekleri bir müttefike sahip olamamıştır. Bu bağımsız duruşları onlara Kabile Dönemi boyunca bir dezavantaj yaratmamış olsa bile gelecekte onlara büyük sorunlar yaratacaktır.
Tanrılarından geldiğini iddia ettikleri öğretilerini kavramalarıyla inançlar, inanılmaz bir güce erişmeyi başardılar. Yeni kazandıkları bu "kutsal güçleri" tüm dünyaya kanıtlayabilmek adına medeniyet olarak kendilerinden onlarca yıl geride kalmış kabilelere saldırmaya başladılar. Bu büyük çaplı saldırıların hedeflerinden birisi de Ferdin Kabilesi'ydi.
Ferdin Kabilesi, ilk yerleşkelerine ulaştıkları andan beri takındığı saldırgan tavrı sayesinde askeri olarak oldukça güçlüydü. Fakat inançların arkası kesilmeyen saldırıları karşısında gitgide zayıflayarak saldırılara karşı koyamaz hale geldi. Ferdin Kabilesi, bu zayıf anında ona yardım edebilecek herhangi bir müttefike sahip değildi. Çoktan kaderleri yazılmıştı; Ferdin Kabilesi, köleleştirilmeye mahkumdu.
Köleleştirilmesinin ardından Kavirle İnancı'nın soğuk iklime sahip kesimlerine bakan kısımlarına kurulmuş bir kampta tutulan Ferdin Kabilesi, oldukça değerli bir köle grubuydu. Sahip oldukları ileri düzey savaş kabiliyetleri sayesinde savaşlarda inancın kendi ordularının zayiatını azaltmak adına kullanılabiliyorlardı. Bu ileri çıkan özelliklerini Kavirle İnancı, kullanmaktan çekinmiyor; hatta bazı savaşlarda ordusunun çoğunluğunu Ferdin savaşçılar ile oluşturuyordu.
Kavirle İnancı'nın yeniden Ferdin savaşçılarını kullandığı bir savaş gerçekleşti. Bu savaş Yegrad Kabilesi'ne karşı yapılan bir savaştı. Yegrad Kabilesi, yerleşkelerinin eski Ferdin Kabilesi topraklarına yakın olmasından dolayı Ferdin savaşçıların savaş alanındaki gücünün farkındaydı. Bu savaşı kazanabilmesi için inancın ordularına yerleştirilmiş Ferdin savaşçılarını etkisiz hale getirmesi gerekiyordu. Bunu sağlayabilmek için Yegrad Kabilesi'nin o zamanki lideri olan Hasim Yegrad; iki ordunun arasında kalan, yakın zamanda kan ile boyanacak tarafsız alana çıkıp bir konuşma yaptı. Bu konuşması o kadar büyük bir etki yarattı ki Kavirle ordusuna yerleştirilmiş Ferdin savaşçıları, kendi ordularına karşı gelerek Yegrad orduları ile birleşti. Bu birleşme ile beraber iki bağımsızlığına düşkün halk Kavirle ordusunu geri püskürtmeyi başardı.
Savaşın ardından Hasim Yegrad, Ferdin savaşçılarından Yegrad Kabilesi'ne katılmalarını istedi. Ferdin savaşçıları, Hasim'in teklifini bağımsızlıklarını tamamıyla yeniden kazanmak istedikleri gerekçesini sunarak reddettiler. Teklifi reddetmelerinin ardından hâlâ köle olarak kampta tutulan soydaşlarını arkalarında bırakarak yeni ve güvenli topraklar aramaya koyuldular.
Ferdin savaşçılarının bu arayışı onları herhangi bir kabile tarafından "tanrıların terk ettiği" topraklar olarak ifade ettiği topraklara ulaştırdı. Bu topraklar; bilinen dünyanın en köşe kısmında bulunan, düz bir yeryüzü yapısı bulmanın elmas bulmak kadar nadir olduğu, karlı fırtınaların sürekli hakim olduğu bir kinyum arazisiydi. Bu kinyum arazisinin insan hayatına saldırdığı tek yanı acımasız iklimi değildi. Bu ekosistemde kinyum evrimine uğramış "canavar" olarak adlandırılabilecek birçok hayvan türü yaşıyordu.
Ferdin savaşçıları bu topraklara vardıklarında buraya yolu düşmüş her kişinin yaptığı gibi kaçmamış, karşılarındaki bu acımasız ekosistemi doğal bir savunma mekanizması olarak görmüşlerdir. Ferdin savaşçıları, bu topraklara yerleşip içinde bulundukları ekosistemin kendilerine sunduğu her türden zorluğa göğüs germişlerdir. Bu cesaretlerinin karşılığında ise kimsenin yaşamayı hayal bile edemediği toprakların hükümdarı haline gelmiş ve soylarını ilerletmeyi başarabilmişlerdir.
Yeni Ferdin Kabilesi, hükümdarı haline geldikleri bu acımasız topraklarda geçirdikleri onlarca yıl içerisinde vücutları bu sert koşullara hızla adapte olmak zorunda kalmıştır. Bu adaptasyonlarının topraklarının etkisi altında olduğu kinyum maddesi tarafından etkilenmesi sonucunda ise soylar boyunca devamlı şekilde kinyum evrimi geçirmişlerdir. Bu kinyum evrimi sonucunda, soğuğun etki edebileceği yüzey alanını azaltabilmek adına boyları kısalmış; derileri açık beyaz bir renge bürünüp kalınlaşarak altında yoğun bir yağ tabakası barındırmaya başlamıştır. Kılları gür ve kıvırcık bir yapıda çıkmaya başlamış, göz kapakları ise belirgin bir şekilde daralmıştır.
Ferdin Kabilesi, hükmettikleri topraklara sadece fiziksel olarak değil kültürel olarak da uyum sağlamayı başarmışlardır. Her Ferdin Kabilesi ferdi, Altun'un ışığı gidene kadar kabile tarafından onlara verilen görevlerini yerine getirir. Altun'un sarı ışıkları kaybolduğunda ve Kızren'in kırmızı ışığı hakimiyeti eline aldığında ise tüm kabilenin bir araya geldiği yerleşkeye döner. Altun'un sarı ışığı dönene kadar kendi ürettikleri içkileri içer, uyuyana kadar hep beraber şarkılar söylerler. Bu sayede Ferdin Kabilesi fertleri, birbirleriyle bağlarını pekiştirirken aynı zamanda diğer günün getireceği zorluklara karşı gelebilmek adına birbirlerini motive ederler.
Fiziksel ve kültürel değişimleri sayesinde bulundukları ekosistemde hayatta kalma olasılıkları katlarca artıran Ferdin Kabilesi, hedeflerini sadece hayatta kalmak yerine çoktan saldırılarda bulunduğu yeni toprakları hükmü altına almaya yükseltmiştir. Bu hedefini gerçekleştirebilmek için yeni bir yerleşke sistemi planlamışlardır.
Ferdin Kabilesi, yerleşim düzenlerini bir örümcek ağına benzeterek kurma amacındadır. Ağın merkezinde, uzun yıllar boyunca ana yerleşke olarak kullandıkları topraklar bulunur. Bu merkez ağın ortasında bekleyen örümceği temsil eder.
Merkezden uzaklaştıkça, birbirine yakın mesafelerde küçük yerleşkeler kurulacaktır. Bu yerleşkeler doğrudan merkeze değil, birbirlerine bağlı şekilde kurulur. Böylece herhangi bir yerleşkede ortaya çıkan tehdit, en yakın yerleşkeye aktarılır ve zincir halinde tüm ağa yayılır.
Bu sistem sadece sağlam bir güvenlik sistemi oluşturmakla kalmıyor; aynı zamanda Ferdin Kabilesi'nin yeni fırsatları her zaman gözetebilmesini sağlayacaktı. Fakat bu sistemin büyük bir açığı vardı. Örümcek sisteminin en önemli parçası olan ağı örebilmek için sürekli olarak kaynak sağlanması gerekiyordu. Ve bulundukları ekosistem sebebiyle sürekli olarak kaynak sağlamak her gün bir sineği okla vurmak kadar zordu. Yine de Ferdin Kabilesi, ne kadar imkansız gözükse de sistemleri adına çalışmalarını başlattı.
Ferdin Kabilesi, örümcek ağı sistemini işlek hale getirebilmek için soylar boyunca çalışması gerektiğinin farkındaydı. Ancak bu süre dışarıdan gelen beklenmedik bir yardımla oldukça kısaltıldı.
Draco Ailesi'nden geldiklerini söyleyen elçiler, Ferdin Kabilesi ile görüşebilmek adına kimsenin girmeye cüret edemediği topraklarda haftalarca yol katetmişti. Bu elçiler, Ferdin Kabilesi'nin Draco Ailesi'ni müttefik olarak görmesi karşılığında onlara hayal bile edemeyecekleri kadar fazla erzak yardımı yapacaklarını iddia ediyorlardı. Ferdin Kabilesi, bu erzaklar sayesinde örümcek ağı sistemini çok daha kısa bir sürede oturtabileceğini bilerek elçilerin teklifini kabul etti. Kabul etmelerinin ardından ise elçilerin hayatlarını tehlikeye atmamak adına her hafta gönderilen yardımları topraklarının sınırından almaya başladı.
Draco Ailesi'nin yardımlarının etkisi kesinlikle hissedilebiliyordu. Ferdin Kabilesi; aldığı erzaklar sayesinde avlanma ihtiyacı duymuyor, tamamen yeni sistemini oturtmaya odaklanabiliyordu. Tüm kabile fertlerinin beraber çalışması sonucunda tüm topraklarına yayılan bir ağ kurulamasa bile örümcek ağı sistemi işler hale getirilmişti.
Bu sayede Ferdin Kabilesi, tek bir yerleşke ile kısıtlı kalmayarak oldukça geniş topraklara yayılmayı başardı. Bu geniş topraklarda bulunan ayrı yerleşkelere sahip olmasıyla topluluk unvanını hak edebildi.
Örümcek ağı sisteminin tüm potansiyeline ulaşamamasına rağmen Ferdin Topluluğu, Yegrad ve Handrell krallıklarına saldırmaya geri döndüler. Ancak bu saldırılarının çapı önceki saldırılarına göre çok daha büyüktü. Eğer ki saldırılarına istikrarla devam etmiş olsalardı belki de günümüzde hâlâ var olan Yegrad ve Handrell krallıkları Ferdin hakimiyeti altına girerek yok olacaklardı. Fakat Ferdin Topluluğu, bilinmeyen bir sebepten dolayı saldırılarını keserek kendi topraklarına çekildi. Ferdin Topluluğu'nun topraklarına geri çekilmesiyle örümcek ağı sistemini tam potansiyeline ulaştırdığı bilinen bir gerçektir; fakat bunun dışında ne gibi gelişimlerde bulundukları tarihçiler tarafından oldukça büyük bir merak konusudur.
Ferdin Topluluğu, izolasyonundan çıkarak yıllar içerisinde ne kadar geliştiğini tüm dünya halklarına savaş ilanında bulunarak gösterdi. Tüm dünyaya savaş ilanında bulunan Ferdin Topluluğu herhangi ileri gelen halk tarafından ciddiye alınmadı. Ne de olsa Ferdin Topluluğu, dünyanın unutulan bir köşesinde yer alan, gücünün çoğunluğunu savaşçılarından alan ortalama bir topluluktu. Fakat İgnarus Topluluğu'nun beklenmedik bir açıklaması ile Ferdin Topluluğu'nun savaş ilanı ciddiye alınmaya başlandı.
Impulsus Antlaşması'nı imzalamış olan tüm krallıklar İgnarus Topluluğu tarafından gönderilen bir mesajla çalkalandı. Bu mesajda İgnarus Topluluğu, Ferdin Topluluğu'nun Relic tehdidine yaklaşan türden bir tehdit olduğunu söylüyordu. Bu mesaj üzerine antlaşma içerisinde olan tüm krallıklar savunmalarını artırarak Ferdin Topluluğu'ndan gelecek olan ilk saldırıyı beklemeye başladılar. Fakat bekledikleri ilk saldırı hiçbir zaman gelmedi.
Tüm dünyanın dikkatini üzerine çeken Ferdin Topluluğu, saldırılarına hazırlanırken beklenmedik bir patlamayla çöküşe geçti. Bu patlama o kadar büyüktü ki örümcek ağı sisteminde örümceği temsil eden ana yerleşke ile beraber ağın iç kısmını oluşturan tüm yerleşkeler yerle bir oldu. Ferdin Topluluğu'nun içinde yaşadığı ekosistemi oluşturan kinyum maddesi patlamayla beraber parçalanarak toprakların her yerine kontrolsüz şekilde saçıldı. Sadece Ferdin Topluluğu değil; tüm ekosistem bu patlamadan dolayı kaosa yenik düştü.
Örümcek ağının dış kısmını oluşturan yerleşkeler, patlamadan kurtulmuş olsalar bile onlara destek veren ana yerleşkenin yok olması ve kontrolden çıkan kinyumun etkisiyle anlık değişikliklere maruz kalan canavarlar yüzünden yıllar boyunca hükmettikleri topraklarından kaçmak zorunda kaldılar.
Topraklarından kaçmayı başarmış olsalar bile onları dışarıda bekleyen tehlike çok daha büyüktü. Ferdin Topluluğu'ndan hayatta kalmayı başarabilen kişiler Draco Krallığı, Yegrad ve Handrell krallıkları tarafından ele geçirildiler. Draco Krallığı, Yegrad ve Handrell krallıkları ele geçirdikleri hayatta kalanları köleleştirerek yeniden bir araya gelerek tehdit oluşturmalarını engellemek amacındaydılar. Fakat bu amaçları yeni bir tehditle karşı karşıya kalana kadar sürdürülebildi.
Ferdin Topluluğu'nda yaşanan patlamayla parçalanan kinyum maddesi, dört bir yana saçılmıştı. Bu yüzden çoktan "canavar" olarak tabir edilen yaratıklar kinyum etkisiyle tahmin edilemez şekilde gelişim yaşamışlardı. Bu gelişim sayesinde yaratıklar eski Ferdin Topluluğu'nun topraklarını ele geçirmiş ve hızla dış dünyaya doğru açılmayı başarmıştı. Draco Krallığı, bu tehdidin büyümesine izin vermek istemeyerek Yegrad ve Handrell krallıkları ile beraber Morvain Krallığı'ndan kendileri ile yaratıklar arasına bir duvar örmesini istemişlerdir.
Dört yıl boyunca süren inşaatının ardından Harmonia Duvarı kurulur. Duvarın inşasında katkıda bulunmuş üç krallık, ellerinde tuttukları Ferdinleri Harmonia Duvarı'na köle olarak göndererek yaratıklara karşı savaşmaları için gönderilen ordularına yardım etmelerini emretmişlerdir. Ne de olsa Ferdinler yıllar boyunca bu yaratıklara ve ekosisteme direnmeyi başarmış güçlü savaşçılardı. Aynı zamanda köle olarak tutuldukları için gerekirse harcanabilir kaynaklardan ibarettiler.
Ferdin Topluluğu, Ferdin faciasının ardından yok olmuş; arkasında ise Ferdinleri bırakmıştır. Ferdinler, Harmonia Duvarı içerisinde köle olarak tutulurlar. Ferdinlerin yeniden bir tehdit oluşturmaması adına Harmonia Duvarı dışına görevleri gerektirmedikçe asla çıkarılmazlar. Duvar içerisinde geçirdikleri zaman içerisinde ise on Ferdin'den fazlası bir araya getirilmez.
The Ferdin Tribe, living in a climate where sharp and merciless cold dominated most of the year, adopted a highly aggressive attitude in order to survive. They constantly fought neighboring tribes for hunting grounds and mercilessly slaughtered those who dared to oppose them. Because of this attitude, the Ferdin Tribe never had an ally they could rely on. Although this independent stance did not disadvantage them during the Tribal Period, it would cause them serious problems in the future.
With the understanding of the teachings they claimed to have received from their gods, the faiths managed to attain incredible power. To prove this newly gained “holy power” to the whole world, they began attacking tribes that were decades behind them in civilization. One of the targets of these large-scale attacks was the Ferdin Tribe.
The Ferdin Tribe had been militarily very strong thanks to their aggressive stance since the moment they reached their first settlement. However, under the unending assaults of the faiths, they gradually weakened and became unable to resist. At this moment of weakness, the Ferdin Tribe had no ally to help them. Their fate had already been written; the Ferdin Tribe was doomed to enslavement.
After their enslavement, the Ferdin Tribe was held in a camp built in the cold regions of the Kavirle Faith’s lands. They were a highly valuable group of slaves. Thanks to their advanced combat abilities, they could be used in wars to reduce casualties among the faith’s own soldiers. The Kavirle Faith did not hesitate to use this advantage; in some battles, the majority of its army consisted of Ferdin warriors.
One such battle in which the Kavirle Faith again used Ferdin warriors was fought against the Yegrad Tribe. Since the Yegrad Tribe’s lands were close to the former Ferdin territories, they were well aware of the power of Ferdin warriors on the battlefield. To win this war, they had to neutralize the Ferdin warriors embedded in the enemy’s ranks. To achieve this, Hasim Yegrad, the leader of the Yegrad Tribe at the time, stepped into the neutral ground between the two armies—soon to be stained with blood—and made a speech. His words had such an impact that the Ferdin warriors placed within the Kavirle army turned against their own side and joined the Yegrad forces. With this union, two freedom-loving peoples together drove back the Kavirle army.
After the battle, Hasim Yegrad asked the Ferdin warriors to join the Yegrad Tribe. The Ferdin warriors refused his offer, stating that they wanted to fully regain their independence. After refusing, they left their kin, who were still kept as slaves in the camp, behind and set out in search of new and safe lands.
This search led the Ferdin warriors to lands that every tribe referred to as “the lands abandoned by the gods.” These lands lay at the farthest edge of the known world—a kinyum field where finding a flat surface was as rare as finding a diamond, and blizzards ruled constantly. The mercilessness of this kinyum terrain toward human life did not end with the climate: many species of animals that could only be described as “monsters” had undergone kinyum evolution within this ecosystem.
When the Ferdin warriors reached these lands, they did not flee as others had done before them. Instead, they saw this ruthless ecosystem as a natural defense mechanism. They settled there and endured every kind of hardship the environment threw at them. In return for their courage, they became rulers of lands where no one else could even dream of living and managed to carry their lineage forward.
Over the decades spent in these harsh lands they now ruled, the bodies of the new Ferdin Tribe were forced to rapidly adapt to the environment. As these adaptations were influenced by the kinyum substance permeating their lands, their lineage underwent continuous kinyum evolution. As a result of this evolution, their height shortened to reduce surface area exposed to the cold; their skin thickened and turned pale white, with a dense layer of fat accumulating beneath. Their hair grew thick and curly, and their eyelids narrowed noticeably.
The Ferdin Tribe adapted to their lands not only physically but also culturally. Every member of the tribe fulfills the duties assigned to them by the tribe until the light of Altun fades. When Altun’s yellow light disappears and the red light of Kızren takes over, they all return to the central settlement. Until Altun’s light returns, they drink the spirits they brew and sing songs together until sleep. In this way, members of the Ferdin Tribe both strengthen their bonds and motivate each other to withstand the trials of the coming day.
Thanks to their physical and cultural changes, which greatly increased their chances of survival in their ecosystem, the Ferdin Tribe raised their ambitions from merely surviving to ruling the new lands they had begun to raid. To achieve this, they planned a new settlement system.
The Ferdin Tribe aimed to structure their settlements like a spider’s web. At the center of this web lay the lands they had used as their main settlement for many years. This center represented the spider waiting at the heart of the web.
Moving away from the center, small settlements would be established at close distances from one another. These settlements would not be connected directly to the center, but to each other. Thus, any threat that appeared in one settlement would be relayed to the nearest one and spread like a chain throughout the web.
This system would not only create a solid defensive network but also allow the Ferdin Tribe to constantly watch for new opportunities. However, the system had a major flaw: weaving the web—the most crucial part of the spider system—required a constant flow of resources. And in the harsh ecosystem they inhabited, obtaining resources every day was as difficult as shooting a fly with an arrow. Even so, the Ferdin Tribe began working toward their system, no matter how impossible it seemed.
The Ferdin Tribe knew they would have to work for generations to make the spider web system fully operational. However, this time frame was greatly shortened by unexpected aid from outside.
Envoys claiming to come from House Draco had traveled for weeks through lands no one dared enter to meet with the Ferdin Tribe. These envoys claimed that if the Ferdin Tribe accepted House Draco as an ally, they would provide them with more supplies than they could dream of. Knowing that such supplies would allow them to establish the spider web system much more quickly, the Ferdin Tribe accepted the offer. Afterward, to avoid endangering the envoys, they began collecting the weekly shipments at the borders of their lands.
The effect of House Draco’s aid was clearly felt. Thanks to these supplies, the Ferdin Tribe no longer needed to hunt and could focus entirely on building their new system. Although they could not establish a web covering all their lands, the spider web system became functional through the collective effort of the entire tribe.
Thus, the Ferdin Tribe expanded far beyond a single settlement and spread across a vast territory. By possessing separate settlements across these wide lands, they earned the title of a community.
Even though the spider web system had not fully reached its potential, the Ferdin Community resumed attacks on the Yegrad and Handrell kingdoms. However, the scale of these raids was much greater than before. Had they continued their assaults consistently, the Yegrad and Handrell kingdoms—which still exist today—might have fallen under Ferdin rule and been erased from history. Yet, for reasons unknown, the Ferdin Community ceased its attacks and withdrew to its own lands. It is known that after this withdrawal, they brought the spider web system to its full potential, but what else they developed remains one of the great mysteries for historians.
Emerging from their isolation, the Ferdin Community demonstrated how much they had advanced over the years by declaring war on the peoples of the world. When they declared war on everyone, no prominent nation took them seriously. After all, the Ferdin Community was an average power located in a forgotten corner of the world, drawing most of its strength from its warriors. However, after an unexpected statement from the Ignarus Community, their declaration of war began to be taken seriously.
All kingdoms that had signed the Impulsus Treaty were shaken by a message from the Ignarus Community. In this message, Ignarus claimed that the Ferdin Community posed a threat approaching that of the Relic menace. In response, every kingdom bound by the treaty increased its defenses and waited for the first attack from the Ferdin Community. Yet that first strike never came.
As the Ferdin Community prepared for war with the world’s attention upon it, a sudden and unexpected explosion triggered their downfall. The blast was so powerful that the main settlement representing the spider at the center of the web, along with all the inner-ring settlements, was completely destroyed. The kinyum substance that formed the ecosystem they lived in was shattered and scattered uncontrollably across the land. Not only the Ferdin Community but the entire ecosystem succumbed to chaos.
Although the outer-ring settlements of the web survived the explosion, the loss of the central hub and the beasts that underwent sudden changes under the influence of uncontrolled kinyum forced them to flee the lands they had ruled for years.
Even for those who escaped their homeland, the danger awaiting them outside was far greater. Those who survived from the Ferdin Community were captured by the Draco Kingdom, Yegrad, and Handrell kingdoms. These kingdoms enslaved the survivors to prevent them from reuniting and once again becoming a threat. However, they were only able to maintain this policy until they were faced with a new danger.
The kinyum that shattered in the explosion within the Ferdin lands had scattered in all directions. As a result, the creatures already referred to as “monsters” underwent unpredictable developments under the influence of kinyum. Thanks to this evolution, these monsters took over the former lands of the Ferdin Community and quickly began to spread into the outside world. The Draco Kingdom, unwilling to let this threat grow, asked the Yegrad and Handrell kingdoms, together with the Morvain Kingdom, to construct a wall between themselves and the creatures.
After four years of construction, the Harmonia Wall was completed. The three kingdoms that contributed to its construction ordered the Ferdin survivors they held to be sent as slaves to the Harmonia Wall, to assist the armies stationed there in fighting the monsters. After all, the Ferdin had proven themselves as powerful warriors, capable of resisting these creatures and their ecosystem for years. And since they were enslaved, they were considered expendable resources if necessary.
The Ferdin Community was wiped out in the aftermath of the Ferdin Catastrophe, leaving only the Ferdin themselves behind. The Ferdin are now kept as slaves within the Harmonia Wall. To prevent them from becoming a threat again, they are never allowed outside the Wall except when required by their duties. During their time within the Wall, more than ten Ferdin are never allowed to gather in one place.