80 yılında Relic İmparatorluğu tarafından başlatılan büyük çaplı saldırılardan Virethra İnancı toprakları da nasibini almıştı. Bu saldırı sonucunda inancın sınır topraklarının bir kısmı, Relic İmparatorluğu tarafından ele geçirildi. İnancın elinden şiddet yoluyla alınan bu topraklar, Marcus Relic tarafından Turma Kabilesi'ne bahşedilmiştir. Bu toprakların alınmasıyla beraber Turma Kabilesi'ne liderlik etmesi adına Terran Relic görevlendirilmiştir.
Kabile fertlerinin yoğun çalışması ve liderleri Terran Relic ile yürüttükleri ortak irade sayesinde Turma Hanedanlığı, kısa sürede işlevsel bir mekanizmaya sahip olmuştur. Turma Hanedanlığı kurulurken Lord Terran'ın kararıyla yerleşkelerinin kaplayacağı alan bilerek azami düzeyde tutulmuştur. Çünkü Turma Kabilesi'nin en ileri çıkan özelliği dünyaca ünlü süvarileriydi. Bu özelliği işlevsel halde tutabilmek için açık ve düz arazilere ihtiyaç duyuyorlardı. Lord Terran'ın zekice kararı sayesinde Turma Hanedanlığı, süvarilerine uygun küçük yerleşkelere sahip olmuştur.
Turma Kabilesi, Kabile Dönemi sırasında bozkır alanlarda yaşıyordu. Bu alanlarda sıkça rastlanabilen ornitor ve bizonları kendi yaşamlarını idame ettirebilmek adına kullanmakta uzmanlaşmışlardı. Bizonların etlerinden ve sütlerinden yararlanıyor, onları evcilleştirerek ağır yükleri taşıyabilmek adına binek olarak kullanıyorlardı. Ornitorları ise içinde yaşadıkları geniş bozkır alanları sürekli olarak kontrol altında tutabilmek ve kabile fertleri arasında iletişim ağı kurabilmek için kullanıyorlardı.
Marcus Relic, Turma Kabilesi'ni köle hayatından kurtarmasıyla, kabilenin sahip olduğu öğretileri tamamıyla savaşa entegre etmiştir. Bu entegrasyonla Turma Kabilesi ornitor binicilerini hafif süvari, bizon binicilerini ise ağır süvari olarak kullanmaya başlamıştır. Bizon binicileri; bineklerinin sahip olduğu inanılmaz güç sayesinde düşmanlarının formasyonlarını tek hücumla yıkabiliyorken, Ornitor binicileri bineklerinin yüksek hız ve manevra kabiliyetini kullanarak savaş alanlarını tamamen kendi kontrolleri altına alabiliyorlardı.
Resurgo Savaşları sonrasında kendi öğretilerinin gerçek potansiyelinin farkına varan Turma Kabilesi, sahip olduğu yeni topraklarda bu gerçek potansiyeli kullanabilmek adına yeni bir sistem oturtmuşlardır.
Turma Hanedanlığı soyundan gelen erkek çocuklar, yetişkinliğe ulaştıklarında süvari olabilmek için bu sisteme sokulurlar. Sistem şu şekilde işler:
3-6 yaş arasında olan erkek çocuklar, fiziksel olarak gelişebilmesi ve bağışıklık sistemlerinin desteklenmesi için zamanlarının çoğunu bozkır içerisinde yavru bineklerle geçirirler. Bu zaman aralığı boyunca bineklerin hareketlerine ve yaşamlarına alışırlar.
6-10 yaş aralığına ulaştıklarında erkek çocukları, harita okuma ve basit matematik eğitimlerine tabii tutulurlar. Eğitim görmedikleri zamanlarını genellikle yavru bineklerin üzerinde kısa mesafeler kat ederek geçirirler. Yavru bineklerle geçirdikleri vakitlerde çocuklar, sürekli olarak gözlem altında tutulurlar. Bunun amacı çocuğun hangi bineğe daha yatkın olduğunu anlayabilmektir.
Çocuklar 10 yaşına ulaştığında gözetmenler tarafından süvari eğitimine devam edip etmeyeceğine karar verilir. Devam etmesine izin verilmeyen çocuklar, hanedanlık içerisinde gündelik işleri devralacak hizmetçiler olarak hayatlarını idame ettirirler. Süvari olmaya uygun bulunanlar ise kendilerine uygun yavru bineklere sahip olurlar.
Ornitor binicisi olmasına karar verilen çocuklar, zamanla daha da uzatılan yüksek mesafeli dayanıklılık eğitimleri alırlar. Bu eğitimler sırasında el ve göz koordinasyonlarının gelişmesi adına hafif yaylar ve ciritlerle atış pratiği yaparlar.
Eğitimleri ilerledikçe kendileri ile beraber büyüyen bineklerine binmeye başlarlar. Bineklerine binmeye başladıkları zamanlarda çocuklar, gözetmenleri tarafından onlara verilen çeşitli durum senaryoları ve pratik sınavlar ile bağımsız düşünme yeteneği kazanırlar.
Bu şekilde zamanla yoğunluğu artan sürekli eğitimler sayesinde Turma Hanedanlığı, hafif ornitor süvarilerine sahip olur.
Bizon binicisi olmasına karar verilen çocuklar, vücutlarındaki kas kütlesini arttırabilmek adına düzenli olarak ağırlık antrenmanları yaparlar. Onlara bahşedilen yavru bizonlara binerek, patlayıcı güç alıştırmaları yaparlar. Bu patlayıcı güç antrenmanları bilerek zorlu arazilerde yapılır.
Zamanla kendileriyle beraber büyüyen binekleri üzerindeki kontrolleri artar ve kendi üzerlerinde taşıyacakları ağır zırhlarını taşıyabilir hale gelirler. Böylece Turma Hanedanlığı, ordu formasyonlarının korkulu rüyası olan ağır bizon süvarilerine sahip olur.
Turma Hanedanlığı, hayvancılık sektöründe oldukça ileri gelen bir yerleşkedir. Bizonlar ve ornitorlar başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında bulunan hayvanlar Turma Hanedanlığı'na getirilir. Hanedanlık içerisinde kurulan pazarlar içerisinde bu hayvanlardan, süvari bineği olmaya uygun olmayanlar satılarak hanedanlığa büyük getiri sağlarlar.
Bizonlar ve ornitorlar satılmak yerine savaş alanında kullanılmaya uygun binekler olarak yetiştirilmeye başlanır. Yavru halde olan binekleri yıllar boyunca kan kokularına ve metal çarpışma seslerine maruz bırakırlar. Bu sayede binekler savaş alanında çıkması oldukça olası olan seslere alışarak büyürler. Aynı zamanda bineklere özel diyetler ve düzenli sağlık denetlemeleri ile bineklerin sağlıklı şekilde büyüdüğüne emin olunur.
In the year 80, the lands of the Virethra Faith were also among those struck by the large-scale attacks launched by the Relic Empire. As a result of this assault, part of the faith's border territories was seized by the Relic Empire. These lands, taken from the faith by force, were granted to the Turma Tribe by Marcus Relic. With the capture of these lands, Terran Relic was assigned to lead the Turma Tribe.
Thanks to the intensive work of the tribe's members and the shared resolve they maintained with their leader Terran Relic, the Turma Dynasty soon possessed a functional structure. When the Turma Dynasty was established, the area that their settlements would cover was deliberately kept to a minimum by Lord Terran's decision. For the Turma Tribe's most outstanding trait was their world-renowned cavalry. They needed open, flat terrain to keep this trait in practice. Thanks to Lord Terran's shrewd decision, the Turma Dynasty came to have small settlements suited to their cavalry.
During the Tribal Period, the Turma Tribe lived in the steppe. They had grown skilled at using the ornitors and bison commonly found in these lands to sustain their way of life. They made use of the bison's meat and milk, domesticating them and using them as mounts to carry heavy loads. They used ornitors to keep the vast steppe they inhabited under constant control and to maintain a network of communication among the tribe's members.
When Marcus Relic freed the Turma Tribe from slavery, he fully integrated the tribe's teachings into warfare. With this integration, the Turma Tribe began to use ornitor riders as light cavalry and bison riders as heavy cavalry. While bison riders could shatter enemy formations in a single charge thanks to their mounts' tremendous strength, ornitor riders could bring the battlefield entirely under their control using their mounts' high speed and maneuverability.
After the Resurgo Wars, having realized the true potential of their own teachings, the Turma Tribe established a new system in their new lands to put this potential to use.
Male children of Turma Dynasty lineage are entered into this system to become cavalry upon reaching adulthood. The system works as follows:
Male children between the ages of 3 and 6 spend most of their time in the steppe with young mounts for physical development and to strengthen their immune systems. During this period they grow accustomed to the movements and ways of the mounts.
When they reach the 6–10 age range, the boys are given instruction in map reading and basic mathematics. When not in lessons, they generally spend their time covering short distances on young mounts. While with the young mounts, the children are kept under constant observation. The aim is to determine which mount each child is best suited to.
When the children reach the age of 10, the overseers decide whether they will continue with cavalry training. Those not permitted to continue go on to serve as attendants who take on day-to-day tasks within the dynasty. Those deemed fit to become cavalry are assigned young mounts suited to them.
Children chosen to become ornitor riders receive endurance training over increasingly long distances as time goes on. During this training they practice with light bows and javelins to develop hand-eye coordination.
As their training advances they begin to ride the mounts that have been growing alongside them. When they first begin to ride their mounts, the children develop the ability to think independently through various scenario exercises and practical tests given by their overseers.
In this way, through continuous training that grows in intensity over time, the Turma Dynasty gains its light ornitor cavalry.
Children chosen to become bison riders regularly perform weight training to increase their muscle mass. They mount the young bison granted to them and perform explosive power exercises. These explosive power exercises are deliberately carried out on difficult terrain.
Over time their control over the mounts that have been growing with them increases, and they become able to bear the heavy armor they will carry into battle. Thus the Turma Dynasty gains its heavy bison cavalry, the nightmare of army formations.
The Turma Dynasty is a settlement that has advanced far in animal husbandry. Animals from all over the world, bison and ornitors foremost among them, are brought to the Turma Dynasty. Of these animals, those not suited to become cavalry mounts are sold in the markets established within the dynasty, providing the dynasty with substantial revenue.
Bison and ornitors that are not sold are instead raised as mounts fit for the battlefield. Mounts still in their youth are exposed for years to the smell of blood and the clash of metal. In this way the mounts grow up accustomed to the sounds that are all too likely to arise on the battlefield. At the same time, special diets and regular health checks ensure that the mounts grow up healthy.