Bu tarihi metin, İnfelicia Topluluğu'nun kendi tarihçileri tarafından hazırlanmıştır.
İnfelicia Topluluğu'nun bilinen tarihi, Kabile Dönemi'ne uzanmaz.
İnfelicia Topluluğu'nun bilinen tarihi, Kölelik Dönemi'ne uzanmaz.
Tarihi köken anlamında kesin olarak kabul edilen herhangi bir kaynağa sahip olunamayan İnfelicia Topluluğu'nun Resurgo Savaşları sırasında aktif olarak savaşlara katılmış soylular tarafından oluşturulduğu düşünülmekte.
Bu düşüncenin oluşmasının nedeni, Resurgo Savaşları sırasında aktif olarak rol oynamış soylulardan onlarcasının nedensizce kaybolmasıdır. Söz konusu olan bu soylular yıllar sonra geri döndüklerinde ise açılan soruşturmalarda nereye gittiklerini veya kim tarafından götürüldüklerini açıklamayı reddetmişlerdir.
Resurgo Savaşları'nın son bulmasıyla, tüm dünya halklarını yıllarca baskılamış olan Kavirle ve Aeterna inançları yok olmuştu. Bu yeni kurulacak krallıklar için ne kadar iyi bir gelişme olsa da soylu mertebesinde olmayan halk için bir eziyet döneminin başlangıcı olmuştur.
Resurgo Savaşları'nın ardından elde ettikleri yeni topraklarda krallık inşa etmek isteyen kabileler, kendi halklarını "medeniyete ulaşma" adı altında ücretsiz şekilde çalıştırmaya başlamıştır. Bu çalışmalar sırasında halk, herhangi bir maddi karşılık almadığı gibi günler boyunca mola vermeden çalıştırılıyordu. Çalışmaya karşı gelen kişiler "hain" olarak damgalanıyor ve acımasızca idama mahkum ediliyordu. İnfelicia Topluluğu günümüzde bu zaman aralığını "2. Kölelik Dönemi" olarak adlandırmaktadır.
Krallıkların kurulmasıyla sonunda huzura kavuşabileceğini düşünen halklar, krallıkların açgözlülüğü yüzünden yeniden hüsrana uğramıştır.
Yeni kurulan krallıklar, yok edilen inançların arkalarında bıraktığı büyük topraklardan daha büyük bir pay elde edebilmek adına zamanında müttefik oldukları diğer krallıklara savaş açma niyetindeydi. Fakat 10 yıl boyunca süren Resurgo Savaşları'ndan çıkan krallıklar, açacakları savaşları sürdürebilecek büyüklükte ordulara sahip değillerdi. Bu yüzden krallıklar, bu kritik açıklıklarını giderebilmek adına kendi halklarını ordu olarak kullanma kararı almışlardı.
Krallıklar bu kararlarını halka duyurduklarında büyük çaplı direnişlerle karşılaştılar. Halklar, sadece protestolarla veya grevlerle değil, tam teşekküllü savaş ekipmanlarıyla kendi krallıklarına karşı çıkıyorlardı. Tarihçilerin iddialarına göre halk, direniş için kullandığı bu ekipmanları zamanında üzerine soruşturma açılan soylular sayesinde elde etmişlerdir. Fakat kesin bir tarihi kanıt bulunmaması nedeniyle tarihçilerin bu iddiaları sadece bir tahmin olarak kalmıştır.
Kendi halkları onlara karşı büyük çaplı direnişler gösterirken bazı krallıklar, halklarının şartlarını kabul ederek savaş ilanlarını geri çekmek zorunda bırakılmıştır. Fakat bu durum krallıkların çoğunluğu için geçerli olmamıştır. Halklarının isteğini yok etmeye kararlı olan krallıklar, direnişçilerin içine kendi ajanlarını sızdırarak direnişi farklı yönlere çekmeye başlamıştı. Özünde halkın özgürlüğü için yapılan bu direniş; krallıkların gönderdiği ajanlar yüzünden, yok edilen inançların yeniden ayaklanması adına yapılıyormuş gibi gösterilmişti.
Krallıkların kendi halklarına karşı ilerlettikleri bu algı operasyonları amacına ulaşmayı başardı. Direniş için bir araya gelmiş kişiler, kendi aralarında sebebini bilmedikleri bir ayrılığa düşürüldüler. Krallıklar, direnişçilerin bu ayrılığını kullanarak isyanları tamamıyla durdurabildiler. Ve kendi açgözlülükleri yüzünden açılan savaşlarda halklarını kullanmaya başladılar. Fakat hala halklar arasından direnişe devam etmek isteyen gruplar bulunuyordu. Bu gruplar, çözümü kendi kurdukları krallıklardan kaçmakta buldular. Kaçmayı başarabilen gruplar, bir araya gelerek İnfelicia Topluluğu'nun ilk temellerini atmayı başardılar.
Kendi krallıklarından kaçan gruplar, savaş halinde olmayan krallıkların sınır yerleşkelerine kaçak olarak yerleştiler. Bu yerleşkelerde uzman oldukları zanaatları gizli şekilde ilerleterek, yerleşkede bulunan kişilere hizmetlerini sunmaya başladılar. Kaçak grupların bu hizmetleri, halk tarafından büyük bir ilgi gördü. Ne de olsa gizli şekilde ilerlettikleri zanaatler sayesinde krallıklara vergi vermek zorunda kalmıyor, bu sayede çok daha ucuza hizmet verebiliyorlardı.
Zamanla bu sektörün ne kadar ilgi gördüğünün farkına varan zanaat sahibi kişiler, kaçak gruplara katılmaya başladı. Kaçak gruplar, talebin artması ve hizmetlerinin büyümesi sebebiyle krallıklar tarafından dikkat çekmekten korkarak kendilerine ait bir simge oluşturdular.
Bu simgenin üç yapraklı yonca olmasına karar verildi. Halktan kişiler; üç yapraklı yoncayı gördüklerinde karşılarındaki iş yerinin vergi vermediğini, dolayısıyla hizmetlerinin çok daha uygun fiyata sağlandığını anlayabiliyordu. Böylece halk arasında bu üç yapraklı yonca simgesine sahip yerlere, talihsizler anlamına gelen "İnfelicia" denilmeye başlandı.
İnfelicia Topluluğu, yıllar boyunca elde ettiği kaynakları bir araya getirerek bir ordu sahibi olma kararı aldı. Fakat bu ordunun tamamen güvenilir olması son derece önemliydi. Bu güveni sağlayabilmek adına İnfelicia Topluluğu, bulunduğu yerleşkelerde yoksul hayat süren ailelere teklifler sunmaya başladı.
Bu tekliflere göre oğullarının İnfelicia Topluluğu'nun himayesi altına girmesi ve onu koruyabilecek seviyeye getirilmesi karşılığında ailelere yüksek miktarlarda aylıklar bağlanacaktı. Çoktan açlık sınırına dayanmış ve krallıklar tarafından herhangi bir yardım alamayan aileler, kendilerine sunulan bu teklifi kabul ederek oğullarını İnfelicia himayesi altına vermeye başlamıştı.
Böylece İnfelicia Topluluğu, ne kadar amatör olsa da kalabalık bir orduya sahip olmuştu. Bu amatör orduyu eğiterek profesyonel hale getirebilmek adına ise içinde bulunduğu krallıkların düşük kademeli soylu aileleri ile gizli antlaşmalar imzalandı. Bu antlaşmalar sayesinde İnfelicia Topluluğu, soylu ailelerin tecrübeli ve yetenekli savaşçılarını kısa bir süreliğine satın aldılar. Satın alınan tecrübeli savaşçılar, İnfelicia Topluluğu'nun amatör birliklerini eğittiler.
Böylece İnfelicia Topluluğu, amatör ordularına seviye atlatarak oldukça nitelikli ordulara sahip olmayı başarmıştı. İnfelicia Topluluğu, ordularını üniformalar içerisine sokmak yerine gündelik kıyafetler verdi. Bu sayede orduları, her sokak başında dikkat çekmeden görevlerini yerine getirebileceklerdi.
İnfelicia Topluluğu, kazandığı nitelikli ordusu sayesinde daha riskli adımlar atabilme özgüvenini kendinde bulabildi. Topluluğun attığı ilk riskli adımı, üyelerinin bulunduğu tüm yerleşkeler arasında gizlilik esaslı bir iletişim ağı kurmak olmuştu. Bu iletişim ağı sayesinde topluluk üyeleri; birbirlerinin ihtiyaçlarını çok daha hızlı şekilde karşılayabilirken aynı zamanda geleceklerine yönelik projelerini paylaşabiliyor, böylece çok daha sistemli bir gelişim izleyebiliyorlardı.
İnfelicia Topluluğu'nun kurduğu bu gizli iletişim ağından sadece üyeler değil aynı zamanda soylu aileler de yararlanıyordu. Soylu aileler, yüksek fiyatlar karşılığında gizli kalmasını istedikleri mesajlarını bu iletişim ağını kullanarak gönderebiliyorlardı.
İletişim ağının soylular tarafından gördüğü ilgi sayesinde İnfelicia Topluluğu; yeni soylu bağlantılar elde ederek kendi politik duruşlarını güçlendirebilmiş, çoktan sahip oldukları bağlantıları ise sağlamlaştırmayı başarmıştır.
İnfelicia Topluluğu, zaman geçtikçe bağlantılarını artırabilmiş olsa da dünya toplulukları gözünde resmileşebilmeleri için bu bağlantılar yeterli olmamıştı. Ne de olsa bağlantı kurabildikleri kişiler, krallıklar içerisinde sözünü fazla geçiremeyen düşük kademeli soylulardı. Ancak ne gariptir ki İnfelicia Topluluğu, üyelerinin bulunduğu krallıkların üst kademe soyluları ile görüşmeler ayarlamayı zaman geçtikçe başarabilmişti. Bu görüşmelerin nasıl ayarlanabildiği veya kimin yardımı ile ayarlanabildiği herhangi bir tarihi kaynakta bulunmasa da sonuçları kesinlikle hissedilmiştir.
Bu görüşmelerin sonucunda İnfelicia Topluluğu, Relic İmparatorluğu başta olmak üzere birçok ileri gelen dünya halkı tarafından gizli tutulan koşullar karşılığında tanınmayı başarmıştır.
İnfelicia Topluluğu'nu tanıyan krallıklar, topluluğa kendi toprakları içerisinde bir yerleşke kurmasına izin vermiştir. İnfelicia Topluluğu'nun o zamanki üyeleri, herhangi bir neden sunmadan yerleşkelerini yeraltına kurma kararı almışlardır. Topluluk üyeleri, yeraltına kuracakları bu yerleşkelere kendilerine has kurallar koyacaklarını açıklarlar. Bu kurallardan en dikkat çekenler şunlardır:
Böylece İnfelicia Topluluğu; herkes tarafından özgürce kullanılabilen, ticari bir yapıya sahip olmuştur.
Altı yıl boyunca süren inşaların ardından İnfelicia Topluluğu, yeraltı yerleşkelerini işler hale getirmeyi başarmıştır. Yerleşkeler kamuya açıldığında, özgürlükçü yapısı sayesinde halk tarafından büyük bir ilgi görmüştür. Aynı zamanda kendileri de oluşturdukları bu yapıdan yararlanmayı ihmal etmemiştir. Yeryüzünde oldukça nadir olan birçok şeyi satışa çıkarmış, kendi ordularından birlikleri paralı askerler olarak pazarlamaya başlamıştır.
Topluluğun satışa sunduğu nadir materyaller, yüksek fiyatları nedeniyle yalnızca spesifik kitlelere hitap etmiş olsa da paralı askerleri soyluların yoğun ilgisini çekmeyi başarmıştır. Bu ilgi, zamanla günümüze kadar ulaşmış ve paralı asker sektörünün topluluk tarafından büyük ölçüde tekelleştirilmesine yol açmıştır.
İnfelicia Topluluğu; günümüzde çoğu krallıkta bulunabilen yeraltı yerleşkelerine sahip, nüfuzlu bir topluluktur. Yeraltı yerleşkeleri; kişinin kendi güvenliğinden sorumlu olduğu, "tehlikeli" yerler olarak adlandırılsa da sağladığı büyük çaplı ticaret sayesinde dünya için büyük bir önem arz etmektedir.
Tarihi her ne kadar gizemli ve resmî kayıtlardan uzak olsa da İnfelicia Topluluğu; günümüzdeki duruşuyla, halkların krallıklar karşısında nasıl ayakta kalabileceğinin en somut örneğidir.
This historical text has been prepared by the Infelicia Community’s own historians.
The known history of the Infelicia Community does not extend back to the Tribal Period.
The known history of the Infelicia Community does not extend back to the Slavery Period.
Although the Infelicia Community has no sources that can be accepted as definitive regarding its historical origins, it is thought to have been formed by nobles who actively took part in the Resurgo Wars.
The reason for this idea is that dozens of nobles who played active roles during the Resurgo Wars disappeared without explanation. When these nobles returned years later, they refused to reveal where they had gone or who had taken them when questioned.
With the end of the Resurgo Wars, the Kavirle and Aeterna faiths, which had oppressed the peoples of the world for years, were destroyed. While this was good news for the tribes that would found new kingdoms, it marked the beginning of a period of suffering for those who were not of noble rank.
After the Resurgo Wars, the tribes that wanted to build kingdoms on the lands they had gained began to work their own people for free under the name of “achieving civilization.” During these projects, the people received no material compensation and were forced to work for days without rest. Those who refused to work were branded “traitors” and ruthlessly sentenced to death. The Infelicia Community refers to this period today as the “Second Slavery Period.”
The peoples who thought they would finally find peace with the founding of the kingdoms were once again disappointed by the greed of those same kingdoms.
The newly founded kingdoms intended to wage war on their former allies to gain a larger share of the vast lands left behind by the destroyed faiths. However, the kingdoms that had just emerged from ten years of Resurgo Wars did not have armies large enough to sustain new conflicts. Therefore, they decided to use their own people as soldiers to fill this critical gap.
When the kingdoms announced this decision, they were met with large-scale resistance. The people did not just protest or strike; they opposed their own kingdoms with full military equipment. According to some historians, the people obtained these weapons for resistance through nobles who had previously been under investigation. However, due to the lack of solid historical evidence, these claims remain speculation.
While their own peoples were mounting massive resistance against them, some kingdoms were forced to withdraw their declarations of war and accept the people’s conditions. Yet this was not the case for most kingdoms. Determined to crush the will of their people, these kingdoms infiltrated the resistance with their own agents and began to steer it in different directions. A movement that had originally been for the freedom of the people was, through the actions of these agents, made to appear as if it were a rising in favor of restoring the destroyed faiths.
The perception campaigns that the kingdoms waged against their own peoples succeeded. Those who had come together for the resistance were driven into divisions whose causes they did not fully understand. The kingdoms used this internal division to completely suppress the uprisings. They then began using their people in wars born of their own greed. However, there were still groups among the peoples who wished to continue the resistance. These groups chose to escape from the very kingdoms they had founded. Those who managed to flee came together and laid the first foundations of the Infelicia Community.
The groups who fled their kingdoms settled illegally in border settlements of realms that were not at war. In these settlements, they secretly practiced the crafts in which they were skilled and began offering their services to the locals. The services of these fugitive groups attracted great interest from the people. After all, because their workshops operated in hiding, they did not have to pay taxes to the kingdoms and could provide their services at much lower prices.
Over time, craftsmen who realized how much demand there was in this sector began joining the fugitive groups. As demand and their services grew, the fugitives, fearing they would attract too much attention from the kingdoms, created a symbol for themselves.
They chose this symbol to be a three-leaf clover. When ordinary people saw this symbol, they knew that the business displaying it was not paying taxes and therefore could offer much cheaper services. Thus, places bearing the three-leaf clover came to be called “Infelicia,” meaning “the unfortunate ones,” among the people.
After years of accumulating resources, the Infelicia Community decided to establish an army of its own. However, it was extremely important that this army be completely trustworthy. To ensure this, the community began making offers to poor families in the settlements where they operated.
According to these offers, in exchange for their sons coming under the protection of the Infelicia Community and being trained to a level where they could defend themselves, the families would receive high monthly payments. Already at the brink of starvation and unable to receive any aid from the kingdoms, many families accepted these offers and gave their sons into Infelicia’s care.
Thus, the Infelicia Community gained a large, if inexperienced, army. To train this amateur force into a professional one, they made secret agreements with low-ranking noble families in the kingdoms where they operated. Through these agreements, the Infelicia Community temporarily “purchased” experienced and skilled warriors from the nobility. These veterans trained the community’s amateur units.
In this way, the Infelicia Community raised their amateur forces to a higher level and came to possess highly capable armies. Instead of putting their soldiers in uniforms, the community dressed them in everyday clothing, allowing them to carry out their missions at every street corner without attracting attention.
With its newly gained, highly capable army, the Infelicia Community found the confidence to take greater risks. The first risky step they took was to establish a secrecy-based communication network among all settlements where they had members. Thanks to this network, members of the community could meet each other’s needs much more quickly and share plans for the future, thus advancing in a much more organized way.
This secret communication network was used not only by members of the community but also by noble families. By paying high prices, nobles could send their confidential messages through this network.
Thanks to the interest nobles showed in this communication network, the Infelicia Community gained new noble connections, strengthening its political stance, and cemented the ties it already had.
Even though the Infelicia Community increased its connections over time, these ties were not enough for it to gain formal recognition in the eyes of the world’s societies. After all, the people they had been able to reach were low-ranking nobles whose words did not carry much weight within their kingdoms. Yet, somehow, the Infelicia Community gradually managed to arrange meetings with high-ranking nobles in the kingdoms where it operated. How these meetings were arranged, or with whose help, is not recorded in any historical source, but their results were clearly felt.
As a result of these meetings, the Infelicia Community gained recognition—most notably by the Relic Empire and many other leading realms—under conditions that remain secret.
The kingdoms that officially recognized the Infelicia Community allowed it to establish settlements within their own lands. For reasons they did not disclose, the community’s members chose to build these settlements underground. They announced that they would impose their own unique rules on these underground settlements. The most notable of these rules are:
Thus, the Infelicia Community became a commercial structure that could be used freely by all.
After six years of construction, the Infelicia Community succeeded in making its underground settlements fully operational. When these settlements were opened to the public, they attracted great interest from the people thanks to their libertarian structure. At the same time, the community did not neglect to benefit from the system they had created. They put many items that were extremely rare on the surface up for sale and began marketing units from their own armies as mercenaries.
Although the rare materials they offered appealed only to specific audiences due to their high prices, their mercenaries drew intense interest from the nobility. Over time, this interest grew and continued to the present day, leading the community to largely monopolize the mercenary sector.
Today, the Infelicia Community is an influential organization with underground settlements in most kingdoms. Although these underground settlements are considered “dangerous” places where everyone is responsible for their own safety, they are of great importance to the world thanks to the large-scale trade they facilitate.
Even though its history is shrouded in mystery and far from official records, the Infelicia Community, with its current stance, stands as the most concrete example of how the peoples can stand firm in the face of kingdoms.