Kabile Dönemi sırasında günümüzdeki Santoria Krallığı'nın toprakları, oldukça büyük bir öneme sahipti. Denizin imkan verdiği balıkçılık, kabilelere sürekli bir erzak ve ticaret fırsatı sunuyordu. Kıyı şeridinde bulunan kabileler, denizin onlara sunduğu bu fırsatın tamamını ele geçirebilmek adına sürekli olarak birbirleriyle savaşıyordu. Uzun yıllar süren bu savaş hali yüzünden yüzlerce insan hayatını kaybetmiş ve kabilelerin nüfusları büyük ölçüde azalmıştır. Kıyı şeridinde bulunan kabilelerin nüfuslarının azalmasıyla sorunlar baş göstermeye başlamıştır.
Kıyı şeridini ele geçirmek adına yıllarca savaşa katılmış olan Santoria Kabilesi, azalan nüfusu sebebiyle olası saldırılara karşı oldukça savunmasız bir hale gelmiştir. Fakat Santoria Kabilesi'nin bu savunmasız haline rağmen yıllardır savaş verdikleri kabileler onlara saldırmaya yeltenemiyordur. Bunun nedeni diğer kabilelerin de aynı Santoria Kabilesi gibi nüfusunun azalmış ve saldırı yapıcak kadar yeterli bir orduya sahip olmamasından kaynaklıydı. Savaşın tarafların savaşma kabiliyetini kaybetmesiyle durmasının ardından, her kabile aralarından kimin savaşı yeniden başlatacağını gözlemlemeye başlamıştı. Fakat savaşı yeniden topraklarına getirecek olan aralarından biri değildi.
Ednar Kabilesi, kıyı şeridinin kontrolü adına yıllarca birbirleriyle savaşmış olan kabilelerin zayıfladığını fark eder. Kabilelerin bu savunmasız halini değerlendirerek kıyı şeridini kendi topraklarına katma kararı alır. Ednar Kabilesi, ilk hedefleri olarak kıyıdan en uzakta bulunan Midenir Kabilesi'ni seçer. Savunma yapabilecek kadar yeterli savaşçıya sahip olmayan Midenir Kabilesi, Ednar Kabilesi'nin saldırısı karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır.
Midenir Kabilesi'nin Ednar Kabilesi tarafından bertaraf edilmesinin ardından diğer kabileler, büyük bir paniğe kapılmışlardı. Yıllardır kendi çıkarları adına yaptıkları savaşlar onları sonlarına götürmek üzereydi. Midenir Kabilesi'nin sınır komşusu olan kabileler, çözümü topraklarını Ednar Kabilesine sunmakta bulmuştur. Fakat Ednar Kabilesi, topraklarına savaşmadan sahip oldukları bu kabilelere merhamet göstermeden katletmiştir.
Ednar Kabilesi'nin kıyı şeridinden uzak olsa bile büyük bir toprağa sahip olmasının ardından sert bir kış gelmiştir. Bu sert kış Ednar Kabilesi'nin ilerleyişine mani olmuş ve diğer kabilelere gelecek olan saldırılara karşı hazırlık yapmalarına izin vermiştir. Bu kışa günümüzde "Fırsatların Kışı" adı verilir.
Kış boyunca kabilelerin çoğunluğu karşılarındaki tehdidi savaşla yenmeye hazırlanıyorken Santoria Kabilesi, Ednar ordularını hiç bir kabilenin bireysel olarak durduramayacağının farkına varmıştır. Bu yüzden kısıtlı nüfuslarını ordu olarak kullanmak yerine, elçi olarak diğer kabilelere göndermiştir. Santoria elçileri, gönderildikleri kabilelere oldukça açık bir mesaj iletmiştir: "Beraber karşı gelmezsek, beraber yok olacağız"
Santoria Kabilesi tarafından yapılan bu birliktelik çağrısına diğer kabileler önyargılı yaklaşmış olsa bile, yok oluşlarını önlemek adına bu çağrıyı kabul etmek zorunda olduklarının farkındalardı. Santoria Kabilesi, kışın sonuna kadar çağrılarına pozitif dönüş yapmış olan kabileler ile bir araya gelmiş ve tüm orduları kışın sonunda gelecek olan savaşa hazırlamaya başlamıştır.
Kış sona erdiğinde Ednar Kabilesi, kıyı şeridini ele geçirmek adına ordularını ilerletmeye başlamıştır. Fakat bu sefer karşılarına onlardan sayıca az ordular yerine sayıca üstün ve kabiliyetli ordular çıkmıştır. Ednar Kabilesi, onlara karşı gelmek adına birleşmiş olan kabileler karşısında mağlubiyete uğrayıp yeni elde ettikleri topraklara çekilmek zorunda kalmışlardır.
İstilacılar karşısında elde ettikleri zaferleri ile büyük bir özgüven kazanan kabileler, istilacı Ednar Kabilesi'ni topraklarından tamamen defetme kararı alır. İstilacılar, bu topraklara ilk vardıklarına ele geçirdikleri Midenir ve etrafında bulunan kabilelerin topraklarını üs olarak kullanıyordur. Eğer ki kararlarını hayata geçirmek istiyorlarsa bu üslerini yok etmeleri gerekiyordu. Santoria Kabilesi tarafından bir araya getirilen kabilelerden söz konusu olan bu topraklara eskiden birçok kez saldırmış olanlar bulunuyordu. Bu kabilelerin önderliğinde Ednar Kabilesi'nin üslerinin zayıf noktaları tespit edilerek bir saldırı planı kuruldu. Eskiden besledikleri nefret sayesinde elde ettikleri bu planı kullanarak kabileler, istilacı Ednar Kabilesi'ni topraklarından defetmeyi başardı.
İstilacıları defetmek amacıyla bir araya gelen kabileler, amaçlarına ulaştıklarında birlikteliklerinin bozulacağını düşünürken, Santoria Kabilesi yeni bir antlaşma çağrısında bulunur. Santoria Kabilesi, birlikteliklerinin bitmesi ve yeniden bir savaş haline girmeleri halinde Ednar Kabilesi'nden çok daha güçlü toplulukların hedefi haline gelebiliceklerinden bahseder. Bu yüzden kıyı şeridi kabilelerinin bir arada kalarak sınırlarını birleştirmeleri gerektiğini belirtir. Böylece her kabile denizin sunduğu nimetlerden yararlanabilecek ve dışarıdan gelecek olan olası saldırılara karşı gelebileceklerdi. Fakat bu vizyonun sağlanabilmesi adına tek bir kabilenin tarafsız ve adaletli olarak yönetime geçmesi gerekiyordu. Yönetime geçmesine karar verilen kabilenin uyması gereken kurallar ve sahip olacağı yetkiler tartışılmıştır. Oy birliği ile şu parametreler koyulmuştur:
Bu role kendini uygun gören kabileler, kendilerini aday olarak göstermiş ve kabile temsilcilerinden oy alabilmek adına konuşmalar yapmışlardır. Kendini aday gösteren kabileler arasından Santoria Kabilesi, oy birliği ile seçilerek yönetime yerleştirilmiştir.
Böylece Santoria Kabilesi, kendi topraklarından vazgeçerek kıyı şeridinde bulunan kabilelerin refahına hizmet etmeye başlamışlardır. Uygun görüldükleri pozisyonlarına ve yetkilerine eriştiklerinde oluşturdukları ilk şey "Antmar Yolu" olmuştur.
Yeni düzene geçilmesiyle Santoria Kabilesi tarafından kurulan, tüm kabileleri ve onlara bahşedilen toprakları birbirlerine bağlayan oldukça önemli bir yoldur. Günümüzde bile Santoria Krallığı için oldukça kritik bir rol oynayan bu yol şehirler arası ulaşım, ticaret, bayram kutlamaları vb. hususlara ev sahipliği yapar.
Kıyı şeridinde bulunan kabileler, Santoria yönetimi altında diğer topluluklara nazaran yüksek bir refah ve medeniyet seviyesine ulaşmıştır. İnançlar kıyı şeridinde bulunan kabilelere ne kadar baskı yapmak ve değerli topraklarını ele geçirmek istemiş olsa da düzenli ve bireysel olarak güçlü olan orduları ile karşılaşmaktan çekinmişlerdir.
İnançların zulmünden kaçmak adına kıyı şeridine sığınmak isteyen mülteciler Santoria Kabilesi tarafından topraklarına alınmış olsa bile kabileler arasından yabancılara karşı önyargılı olanlar olmuştur. Bu yüzden mülteciler Jetaire, Garon ve Burvan kabilelerinin toprakları dışında bulunan yerleşkelere yerleştirilmiştir.
Marcus Relic, inançlar tarafından köleleştirilmiş olan onlarca kabileyi özgürleştirerek kendi himayesi altında toplar. Böylece Marcus Relic, Relic Krallığı'nı kurar. Relic Krallığı'nın tek bir nihai amacı vardır: halkını yıllar boyunca köleleştirmiş, onlara eziyet etmiş inançları yok etmek. Bu nihai amacını yerine getirebilmek adına, o zamanın ileri gelen topluluklarına müttefik olma çağrısında bulunmaya başlar. Santoria Kabilesi'de çağrı gönderilen bu toplulukların arasında yer alır.
Santoria Kabilesi, Relic Krallığı tarafından gönderilen çağrıyı kabul etmez. Santoria Kabilesi ve yönetimi altında toplanmış tüm kabilelerin o zamanki lideri olan Ramiro Santoria, halkının savaşa doyduğunu ve yeni bir savaş durumunda iç savaş çıkma olasılığını gerekçe olarak sunmuştur. Fakat çoğu tarihçiye göre bu gerekçe bir bahaneden ibarettir. Tarihçilere göre Santoria Krallığı, gerçekleşecek olan savaşın içerisinde bulunan toplulukların medeniyet olarak yıllarca geriye gitmek durumunda kalacağını düşündüğü için müttefiklik çağrısını kabul etmemiştir.
Resurgo Savaşları'nın son hız devam ettiği yıllar içerisinde dünya halkları, sürekli olarak bir tedirginlik içerisindeydi. Savaşın içinde aktif olarak rol oynamayan halklar bile savaşın onlara sıçraması korkusuyla yaşamlarını devam ettiriyordu. Santoria ve diğer kıyı şeridi kabileleri de bir istisna değildi.
Santoria Kabilesi, bu tedirginlik durumu içerisindeyken beklenmedik bir tehdit ile karşılaşır. Kıyıya oldukça yakın topraklara sahip olan Jetaire Kabilesi, denizaşırı topraklardan gemi aracılığıyla gelen bir ordu tarafından saldırıya uğrar. Bu ordunun nasıl veya neden buraya geldiği o zamanlarda bilinmiyordu. Fakat emin oldukları bir şey vardı ki bu ordu topraklarına karşı bir tehditti.
Santoria Kabilesi, Jetaire Kabilesi'nin topraklarına yakın olan diğer kabilelerden ordular yollanmasını emrederek Jetaire Kabilesi'ne destek yollamıştır. Jetaire Kabilesi, aldığı destekler sayesinde topraklarını korumayı başarmıştır. Fakat denizaşırı topraklardan gelen bu ordunun aslı veya amacı bilinmediği için Jetaire Kabilesi'nin topraklarına atanan savaşçılar geri çekilmemiştir. Sonraki haftalarda Jetaire Kabilesi'nin topraklarında oldukça kapsamlı bir savunma hattı oluşturularak olası bir saldırı beklenmeye başlanmıştır.
Jetaire Kabilesi'nin topraklarında oluşturulan savunma hattı, yeni bir geminin ufukta belirdiğini fark ederek Ramiro Santoria'yı bu gelişmeden haberdar etmiştir. Ramiro Santoria, karşılarındaki tehdidi oldukça merak ederek bizzat Jetaire Kabilesi'nin topraklarına gitmiştir.
Yaklaşan gemi öncekine göre çok daha küçüktür. Gemi kıyıya vardığında ise oldukça beklenmedik bir olayla karşılaşılır. Geminin içerisinden gözünü kan bulamış savaşçılar değil, oldukça soylu giyinimli bir adam ve muhafızları inmiştir. Bu inen adam kıyı şeridi kabilelerinin konuştuğu dile oldukça yakın bir dilde konuşuyordur. Kendini Pelagorn Adası'nın lideri "Orien Pelagorn" olarak tanıtan adam buraya tamamen diplomatik bir amaçla geldiğini söyler. Adamın sözlerine şahitlik eden Ramiro Santoria, kendisine yapılan tüm uyarıları görmezden gelerek Orien Pelagorn'u konuşmak adına topraklarına davet eder.
Orien Pelagorn, ona barışçıl bir mizaçla yaklaşan, kendisi gibi genç bir lider olan Ramiro Santoria'ya geldiği toprakları ve vizyonunu anlatmaya başlar. Orien, bu topraklardan oldukça uzakta bulunan Pelagorn Adası'ndan gelmiştir. Diğer adaların ve onların üzerinde yaşayan halkların ortasında yer alan Pelagorn Adası, oldukça kritik bir konuma sahiptir. Ve bu kritik konuma sahip olabilmek için diğer ada halkları sürekli olarak onlara veya çevrelerinde bulunan diğer adalara saldırıyorlardır. Bu saldırılar yüzünden oldukça zayıflayan halklarını yeni ve güvenli topraklara taşımak adına ordularını gemiler ile keşiflere çıkarma kararı almıştır. Fakat ilk keşif birliği bu topraklara varıp saldırgan bir tavır sergileyerek mağlubiyete uğramışlardır. Bu yüzden Orien, buraya yeniden gelerek halkına ikinci bir şans sunmalarını isteme kararı almıştır.
Ramiro Santoria, varlığı daha önce keşfedilmemiş topraklardan gelen Orien'i ve barışçıl vizyonunu can kulağıyla dinler. Ardından kendi topraklarını, tarihlerini ve dünyalarını ona anlatmaya başlar. İki genç ve hırslı lider arasında geçen bu konuşmanın saatler sürmesi beklenirken, günlerce devam eder. İki tarafta yeni keşfettikleri topraklar hakkında yüzlerce soru sorar. Ve sonunda konuşma sonuca varır. Ramiro ve Orien, ortak bir karara varırlar: Pelagorn Adası'na gidecek ve diğer adaları aynı atalarının bu topraklarda yaptığı gibi birleştireceklerdir. Bu sayede adalar barışa ve birlikteliğe kavuşabilirken, Santoria ve himayesi altında bulunan kabileler yeni ticaret ve yolculuk yollarına sahip olacaklardı. Bu tüm dünyanın işleyişini değiştirebilecek türden bir karardı. Bu yüzden Ramiro Santoria, bu bilgiyi saklamadan dünya halklarına adaların varlığını ve amaçlarını iletti.
Santoria Krallığı'nın yeni keşfi karşısında çoğu topluluk sessiz kalırken, Relic Krallığı oldukça pozitif bir dönüşte bulunmuştur. Relic Krallığı, olduğu savaş haline rağmen Ramiro Santoria ve Orien Pelagorn'un amacını her yönden destekleyeceğini açıklamıştır. Hatta adaları bir araya getirirken onları koruması için ordularından bir bölük göndermeyi teklif etse de Ramiro Santoria bunu kabul etmemiştir. Ramiro, ona gereken şey şiddetin gücü değil, barışın huzuru olduğunu beyan etmiştir. Ramiro Santoria'nın bu beyanını duyan Marcus Relic, ordularını göndermek yerine en güvenilir müttefiklerinden biri olan İgnarus Topluluğu'nun arabulucularını amaçlarında onlara destek olmaları için göndermiştir.
Böylece Ramiro Santoria, Orien Pelagorn ve İgnarus Topluluğu'ndan arabulucular adaları bir araya getirmek adına yolculuğa çıkarlar. Yolculuklarının ilk durağı çoktan Pelagorn Adası'yla bir antlaşma içerisinde olan Orcalus Adası olur. Ramiro ve Orien'nin umut dolu konuşmaları, İgnarus Topluluğu'ndan arabulucuların ileri düzey ikna yetenekleri ile Orcalus Adası, getirmeye çalıştıkları yeni düzeni kabul eder ve onlara yolculuklarında katılır. Orcalus Adası'nın yeni düzeni kabul etmesiyle, onunla yakın bağlantıları bulunan diğer adalar da bu yeni düzene katılmaya başlar.
İlk durakları olan adaları sadece aylar içerisinde kendi düzenlerine katabilmelerine rağmen yolculuklarının devamı bu kadar kolay geçmemiştir. Adalar arasındaki ilişkilerin çoktan gergin olması yüzünden sürekli olarak yeni sorunlar patlak veriyor, amaçlarına doğru giden yolda onlara köstek oluyorlardır. Fakat Ramiro ve Orien, hayallerinin kaybolmasına izin vermeden yollarına sürekli olarak devam ederler.
5 Yıl boyunca aralıksız süren yolculuklarının ardından Ramiro ve Orien, tek bir ada halkı dışında tüm halkları bir koalisyon içerisine sokmayı başarırlar. Kurulan bu koalisyonun yönetim şekli, Santoria ve diğer kabilelerin düzeni ile nerdeyse aynı parametrelere sahiptir. Ada halklarından gelen temsilcilerin oy birliği ile Orien Pelagorn, ve soyu Pelagorn Koalisyonu'nun ilk yöneticileri olarak seçilir. Böylece ada halkları uzun yılların ardından barış içerisinde yaşamlarını ilerletebilicek duruma gelirler.
Pelagorn Koalisyonu'nun kurulmasıyla Ramiro Santoria, kendi topraklarına geri döner. Elde ettiği başarılar, dünyaya kazandırdığı yenilikler ve kendi barış timsali izlenimi sayesinde kıyı şeridinde bulunan tüm kabileleri ikna etmeyi başararak Santoria Krallığı'nı kurar. Fakat bir krallık olmaları eski yöntemlerinin değişmesine sebebiyet vermez. Santoria Krallığı, günümüzde bile hala ilk bir araya geldiklerinde kabileler tarafından oy birliğiyle kurulan kurallar çerçevesinde yönetilir.
Günümüzde Santoria Krallığı, güçlü politik bağlantıları, ticari yollar üzerindeki hâkimiyeti ve çok kültürlü yapısıyla geniş ve etkili bir krallık konumundadır. Ana gelir kaynağını, denetimi altında tuttuğu deniz ticaret yolları ile turizm faaliyetlerinden sağlar. Santoria Krallığı'nı oluşturan kabilelere tahsis edilen topraklar, günümüzde krallığın şehirlerini meydana getirmiştir. Şehirlerin aslen ayrı kabilelere ait bölgeler olması nedeniyle, kendi içlerinde uyulması gereken kurallar farklılık gösterebilir.
During the Tribal Period, the lands of what is now the Santoria Kingdom were of great importance. The fishing opportunities provided by the sea offered the tribes a constant source of supplies and trade opportunities. The tribes located on the coast were constantly fighting each other to seize all of this opportunity the sea offered them. Due to this state of war that lasted for many years, hundreds of people lost their lives and the populations of the tribes decreased significantly. With the decrease in the populations of the coastal tribes, problems began to arise.
The Santoria Tribe, which had participated in war for years to seize the coast, had become quite vulnerable to possible attacks due to its decreasing population. However, despite the Santoria Tribe's vulnerable state, the tribes they had been fighting for years could not attempt to attack them. The reason for this was that the other tribes, like the Santoria Tribe, had also decreased in population and did not have a sufficient army to launch an attack. After the war stopped due to the parties losing their ability to fight, each tribe began to observe who among them would restart the war. However, it was not one of them who would bring the war back to their lands.
The Ednar Tribe notices that the tribes that had been fighting each other for years for control of the coast have weakened. Taking advantage of this vulnerable state of the tribes, they decide to add the coast to their own lands. The Ednar Tribe chooses the Midenir Tribe, located farthest from the coast, as their first target. The Midenir Tribe, not having enough warriors to mount a defense, suffered a heavy defeat against the Ednar Tribe's attack.
After the Midenir Tribe was eliminated by the Ednar Tribe, the other tribes were seized by great panic. The wars they had fought for years in their own interests were about to lead them to their end. The tribes neighboring the Midenir Tribe found the solution in offering their lands to the Ednar Tribe. However, the Ednar Tribe mercilessly slaughtered these tribes they had acquired without fighting.
After the Ednar Tribe gained a large territory even though it was far from the coast, a harsh winter came. This harsh winter prevented the Ednar Tribe's advance and allowed the other tribes to prepare for the attacks that would come. This winter is now called the "Winter of Opportunities."
While most tribes were preparing to defeat the threat before them through war during the winter, the Santoria Tribe realized that no tribe could individually stop the Ednar armies. Therefore, instead of using their limited population as an army, they sent them as envoys to other tribes. The Santoria envoys delivered a very clear message to the tribes they were sent to: "If we don't stand together, we will perish together."
Although the other tribes approached the unity call made by the Santoria Tribe with prejudice, they were aware that they had to accept this call to prevent their destruction. The Santoria Tribe came together with the tribes that had given positive responses to their calls by the end of winter and began to prepare all their armies for the war that would come at the end of winter.
When winter ended, the Ednar Tribe began to advance their armies to seize the coast. However, this time, instead of armies smaller in number than them, superior and capable armies appeared before them. The Ednar Tribe was defeated by the tribes united against them and had to retreat to the newly acquired lands.
The tribes, gaining great confidence with the victories they achieved against the invaders, decide to completely expel the invading Ednar Tribe from their lands. The invaders were using the lands of the Midenir and surrounding tribes they had captured when they first arrived in these lands as a base. If they wanted to implement their decision, they had to destroy these bases. Among the tribes brought together by the Santoria Tribe, there were those who had attacked these lands many times before. Under the leadership of these tribes, the weak points of the Ednar Tribe's bases were identified and an attack plan was established. Using this plan they obtained thanks to the hatred they had nurtured before, the tribes succeeded in expelling the invading Ednar Tribe from their lands.
While the tribes that came together to expel the invaders thought their unity would break when they achieved their goal, the Santoria Tribe makes a new treaty call. The Santoria Tribe speaks of how, if their unity ends and they enter a state of war again, they could become targets of communities much stronger than the Ednar Tribe. Therefore, they state that the coastal tribes must stay together and unite their borders. Thus, each tribe would be able to benefit from the blessings the sea offers and resist possible attacks from outside. However, for this vision to be achieved, a single tribe needed to take over governance in a neutral and just manner. The rules the tribe decided to take over governance must follow and the authorities it would have were discussed. The following parameters were set by unanimous vote:
The tribes that saw themselves fit for this role presented themselves as candidates and made speeches to get votes from tribe representatives. Among the tribes that presented themselves as candidates, the Santoria Tribe was selected by unanimous vote and placed in governance.
Thus, the Santoria Tribe began to serve the prosperity of the tribes on the coast by giving up their own lands. The first thing they created when they reached their appropriate positions and authorities was the "Antmar Road."
An important road established by the Santoria Tribe with the transition to the new order, connecting all tribes and the lands granted to them. Even today, this road plays a quite critical role for the Santoria Kingdom, hosting intercity transportation, trade, holiday celebrations, etc.
The tribes on the coast reached a high level of prosperity and civilization under Santoria governance compared to other communities. No matter how much the faiths wanted to pressure the tribes on the coast and seize their valuable lands, they were reluctant to face their organized and individually strong armies.
Although refugees who wanted to take refuge on the coast to escape the persecution of the faiths were taken into their lands by the Santoria Tribe, there were those among the tribes who were prejudiced against foreigners. Therefore, refugees were settled in settlements outside the lands of the Jetaire, Garon, and Burvan tribes.
Marcus Relic frees dozens of tribes enslaved by the faiths and gathers them under his protection. Thus, Marcus Relic establishes the Relic Kingdom. The Relic Kingdom has a single ultimate goal: to destroy the faiths that had enslaved their people for years and persecuted them. To fulfill this ultimate goal, he begins to make calls for alliance to the leading communities of that time. The Santoria Tribe is also among these communities to whom calls were sent.
The Santoria Tribe does not accept the call sent by the Relic Kingdom. Ramiro Santoria, who was the leader of the Santoria Tribe and all tribes gathered under its governance at that time, presented as justification that his people were tired of war and the possibility of civil war arising in a new war situation. However, according to most historians, this justification was nothing but an excuse. According to historians, the Santoria Kingdom did not accept the alliance call because it thought that the communities involved in the war that would occur would have to go back years in terms of civilization.
During the years when the Resurgo Wars continued at full speed, the world's peoples were constantly in a state of unease. Even peoples not actively playing a role in the war continued their lives with the fear that the war would jump to them. The Santoria and other coastal tribes were no exception.
While in this state of unease, the Santoria Tribe encounters an unexpected threat. The Jetaire Tribe, which has lands quite close to the coast, is attacked by an army arriving by ship from overseas lands. How or why this army came here was not known at that time. But one thing they were sure of was that this army was a threat to their lands.
The Santoria Tribe sent support to the Jetaire Tribe by ordering armies to be sent from other tribes close to the Jetaire Tribe's lands. The Jetaire Tribe succeeded in protecting their lands thanks to the support they received. However, since the true nature or purpose of this army coming from overseas lands was unknown, the warriors assigned to the Jetaire Tribe's lands did not withdraw. In the following weeks, a quite comprehensive defense line was established in the Jetaire Tribe's lands, and a possible attack began to be awaited.
The defense line established in the Jetaire Tribe's lands noticed a new ship appearing on the horizon and informed Ramiro Santoria of this development. Ramiro Santoria went personally to the Jetaire Tribe's lands, quite curious about the threat before them.
The approaching ship is much smaller than the previous one. When the ship reached the shore, a quite unexpected event was encountered. From inside the ship, not bloodthirsty warriors, but a quite nobly dressed man and his guards disembarked. This man speaks in a language quite close to the language spoken by the coastal tribes. The man, introducing himself as "Orien Pelagorn," leader of Pelagorn Island, says he came here for a completely diplomatic purpose. Ramiro Santoria, witnessing the man's words, ignores all warnings made to him and invites Orien Pelagorn to his lands to talk.
Orien Pelagorn begins to tell Ramiro Santoria, a young leader like himself who approaches him with a peaceful disposition, about the lands he came from and his vision. Orien has come from Pelagorn Island, located quite far from these lands. Pelagorn Island, located in the middle of other islands and the peoples living on them, has a quite critical position. And to be able to have this critical position, other island peoples are constantly attacking them or other islands around them. Due to these attacks, they decided to send their armies on expeditions by ship to move their greatly weakened people to new and safe lands. However, the first expedition unit arrived in these lands and displayed an aggressive attitude, suffering defeat. Therefore, Orien decided to come here again to ask them to give his people a second chance.
Ramiro Santoria listens intently to Orien, who came from lands whose existence had not been discovered before, and his peaceful vision. Then he begins to tell him about his own lands, their history, and their world. While this conversation between two young and ambitious leaders was expected to last hours, it continues for days. Both sides ask hundreds of questions about the newly discovered lands. And finally, the conversation reaches a conclusion. Ramiro and Orien reach a common decision: they will go to Pelagorn Island and unite the other islands just as their ancestors did in these lands. In this way, while the islands would achieve peace and unity, Santoria and the tribes under its protection would have new trade and travel routes. This was the kind of decision that could change the functioning of the entire world. Therefore, Ramiro Santoria conveyed the existence of the islands and their goals to the world's peoples without hiding this information.
While most communities remained silent in the face of the Santoria Kingdom's new discovery, the Relic Kingdom made a quite positive response. The Relic Kingdom declared that despite being in a state of war, it would support Ramiro Santoria and Orien Pelagorn's goal in every way. Even though it offered to send a unit from its armies to protect them while bringing the islands together, Ramiro Santoria did not accept this. Ramiro declared that what they needed was not the power of violence, but the peace of tranquility. Marcus Relic, hearing Ramiro Santoria's declaration, instead of sending his armies, sent mediators from the Ignarus Community, one of his most trusted allies, to support them in their goals.
Thus, Ramiro Santoria, Orien Pelagorn, and mediators from the Ignarus Community set out on a journey to bring the islands together. The first stop of their journey becomes Orcalus Island, which was already in a treaty with Pelagorn Island. With Ramiro and Orien's hopeful speeches and the advanced persuasion abilities of the mediators from the Ignarus Community, Orcalus Island accepts the new order they are trying to bring and joins them on their journey. With Orcalus Island accepting the new order, other islands with close connections to it also begin to join this new order.
Although they were able to include the islands that were their first stops in their order within just months, the continuation of their journey did not pass so easily. Due to the relationships between the islands already being tense, new problems constantly erupted, hindering them on the path toward their goals. However, Ramiro and Orien continue on their way without allowing their dreams to be lost.
After 5 years of uninterrupted journeys, Ramiro and Orien succeed in bringing all peoples except one island people into a coalition. The governance style of this established coalition has almost the same parameters as the order of Santoria and other tribes. By unanimous vote of representatives from the island peoples, Orien Pelagorn and his lineage are selected as the first administrators of the Pelagorn Coalition. Thus, the island peoples reach a state where they can advance their lives in peace after many years.
With the establishment of the Pelagorn Coalition, Ramiro Santoria returns to his own lands. Thanks to the successes he achieved, the innovations he brought to the world, and his own peace symbol impression, he succeeds in convincing all tribes on the coast and establishes the Santoria Kingdom. However, being a kingdom does not cause their old methods to change. The Santoria Kingdom is still governed within the framework of rules established by unanimous vote of the tribes when they first came together, even today.
Today, the Santoria Kingdom is in a position as a wide and effective kingdom with its strong political connections, dominance over trade routes, and multicultural structure. It derives its main source of income from the sea trade routes it controls and tourism activities. The lands allocated to the tribes that form the Santoria Kingdom have today formed the kingdom's cities. Since the cities are originally regions belonging to separate tribes, the rules that must be followed within them may differ.