Fakrison Krallığı


Kabile Dönemi (RÖ 80 - RÖ 50)



Konargöçer bir yaşam biçimi benimsemiş Fakrison Kabilesi, Kabile Dönemi'ne gelindiğinde bile diğer kabilelere nazaran yerleşik hayata geçmeyi şiddetle reddetmiştir. Çünkü Fakrison Kabilesi'ne göre yerleşik hayata geçmek dünyanın onlara sunduğu nimetlerin çoğunluğunu göz ardı ederek, kendilerini tek bir toprak parçasına mahkum etmek anlamına geliyordu. Fakat bu yaşam biçimi, yıllık göçlerini gerçekleştirdikleri topraklarda diğer kabilelerin yerleşik hayata geçmesiyle büyük çapta kısıtlandı. Ve sonunda Fakrison Kabilesi de yerleşik hayata geçmek zorunda kaldı.


Aster Dağı (RÖ 72)


Konargöçer yapılarından vazgeçirilen Fakrison Kabilesi, yerleşke kurmak için yaz mevsiminde göçtükleri Aster Dağı'nı kullanma kararını aldılar. Aster Dağı, birçok bakımdan verimli görülebilecek bir arazi olmasına rağmen, yapısı gereği kalıcı bir yerleşke kurmak için oldukça zorluydu. Fakrison Kabilesi, Aster Dağı'nın bu zorlayıcı yapısı karşısında vazgeçmeyerek yerleşkelerini buraya kurmuştur. Bu istikrarı sayesinde Fakrison Kabilesi, Aster Dağı'nın yapısı sayesinde savunmaya oldukça elverişli bir yerleşkeye sahip olmayı başarmışlardır.


Medeniyet Yarışı


Fakrison Kabilesi, yerleşkesine başarıyla ulaşmasının ardından diğer kabilelerin gelişim düzeyine ulaşabilmek adına hızla çalışmalarına başlamıştır. Medeni olarak geri kalma korkusuyla ilerletilen bu çalışmalar; kuşlar aracılığıyla kurulan ilk sistematik iletişim ağını, takvim çalışmalarını ve günümüzde “Keşif Kimliği” olarak bilinen politik izni ortaya çıkarmıştır.

Bu gelişmeler arasından Fakrison Kabilesi'ni en ileri çıkaran, günümüzde Keşif Kimliği olarak bildiğimiz politik izin olmuştur. Fakrison Kabilesi, kabile fertlerinin yeni zanaatlar öğrenerek kabilelerine katkı sağlayabilmesi adına çevrelerinde bulunan kabilelerle antlaşmalar imzalamıştır. Bu antlaşmalar sayesinde kabile fertleri, çevrelerinde bulunan kabilelere sorunsuzca gidebilmiş ve orada yeni zanaatlar öğrenebilmişlerdir. Bu zanaatlar sayesinde Fakrison Kabilesi'nin yeni kurulan yerleşkesi, ardı arkası kesilmeyen gelişimlere sahne olmuştur.


Yeni Yerleşke (RÖ 61)


Fakrison Kabilesi, doğru kararları sayesinde medeniyet düzeylerine çağ atlatmayı başarabilmişlerdi. Fakat yerleşkelerini üzerine kurdukları Aster Dağı'nın tarım alanı oluşturabilmek için elverişli olmaması nedeniyle, istikrarlı bir erzak kaynağına sahip değillerdi. Bu sorunla başa çıkabilmek adına kabile fertleri tarafından birçok çözüm önerisi sunulmuş olsa da sahip oldukları teknoloji bu çözümlere arka çıkabilecek düzeyde değildi. Bu yüzden basit olduğu kadar riskli de olan bir projeye karar kılındı.

Fakrison Kabilesi, Aster Dağı'nın yeryüzü ile birleştiği geniş ve düz araziye yeni bir yerleşke kuracaktı. Bu sayede tarım alanları oluşturulabilecek ve istikrarlı bir erzak kaynağı elde edilecekti. Fakat bu yeni yerleşke Aster Dağı'nın sunduğu doğal savunma mekanizmalarından yararlanamayacaktı. Aynı zamanda ilk yerleşkeleri ile aralarında olacak olan mesafeden dolayı, olası bir saldırıda yeni yerleşkeye yardım göndermek oldukça zorlu olacaktı. Fakat Fakrison Kabilesi, aynı Aster Dağı'nı ilk keşfettiği gün gibi kararından vazgeçmeyerek projeyi başlattı.

O zamanki Fakrison Kabilesi'nin lideri Patrick Fakrison, yeni kurulan yerleşkenin başına erkek kardeşi Seimer Fakrison'u getireceğini açıkladı. Bu sayede yeni kurulan yerleşkede alınması gereken kararlar Patrick tarafından onaylanmayı beklerken gecikmeyecek, direkt olarak Seimer tarafından onaylanabilecekti. Yeni yerleşkenin liderliğini Seimer'in soyu devralırken ilk ve ana yerleşkenin liderliğini Patrick'in soyu devralacaktı. Böylece iki uzak yerleşke de Fakrison soyu tarafından yönetilebilecekti.


Kölelik Dönemi (RÖ 50 - 0)



Yeni yerleşkelerinin kurulmasının ardından Fakrison Kabilesi, sadece stabil bir erzak kaynağına sahip olmakla kalmamış aynı zamanda dış dünyaya açılmaya çok daha yatkın bir hale gelmeyi de başarmışlardı. Fakrison Kabilesi'nin yeni yerleşkesi, çevre kabileler tarafından ticaret ve eğlence amacıyla sıklıkla ziyaret edilen bilindik bir alan haline gelmişti.

Kısa sürmüş olsa da Fakrison ve çevresinde bulunan diğer kabileler, medeni bir toplumun ne kadar büyük getirilere sahip olabileceğinin farkına varabilmişti. Ta ki Kavirle İnancı, medeniyet hayali kuran tüm bu kabileleri acı gerçekliğe geri döndürene kadar...


Birlikteliğin Çöküşü


Kavirle İnancı, beklenmedik şekilde güç kazanmasının ardından etrafında bulunan tüm kabile topraklarını ele geçirebilmek adına büyük çaplı bir savaş başlattı. Bu savaşın hedefleri haline gelen kabileler Kavirle ordularına tek başlarına karşı gelemeyeceklerinin farkındalardı. Bu yüzden kabileler, ortak düşmanları olan Kavirle İnancı'na karşı bir araya gelme kararı aldılar.

Fakrison Kabilesi'nin ilk yerleşkesinde liderlik yapmaya devam eden Patrick Fakrison, kabilelerin bu kararına katıldığını açıkladı. Fakat yeni kurulan yerleşkenin başına atadığı kardeşi Seimer Fakrison, abisinin kararına karşı çıktı. Seimer'e göre Kavirle İnancı'na karşı gelmeye çalışmak onların sonunu getirecekti. Bu yüzden karşı çıkmak yerine Kavirle İnancı'nın himayesi altına girmeleri gerektiğini şiddetle savunuyordu.

Seimer'in bu görüşü büyük bir kaos hali yarattı. Çoktan Kavirle İnancı'na karşı gelmeye karar vermiş kabileler arasından bazıları Seimer'e hak vererek Kavirle İnancı'nın himayesi altına girdi. Bunun üzerine Kavirle İnancı'na karşı gelmekten vazgeçmeyen kabileler, Seimer'in inanç tarafından gönderilmiş bir ajan olduğunu iddia ederek idam edilmesi gerektiğini söyledi. Bu görüşü savunan kişilerden birisi de Seimer'in öz abisi Patrick Fakrison oldu.


Seimer Fakrison'un "İhaneti" (RÖ 47)


Bu bölüm, Resurgo Savaşları'nın ardından İgnarus Tarihçileri tarafından yapılan sorgulamalar sayesinde keşfedilebilmiştir.

Kendi öz abisi tarafından idamı istenen Seimer, çözümü yerleşkesinden kendini destekleyen kişiler ile Kavirle İnancı'na kaçmakta buldu. Şaşırtıcı şekilde "ihanetçi" olarak adlandırılan Seimer'in arkasından gelen yüzlerce kişi oldu. Bu kişilerin çoğunluğunu Fakrison Kabilesi'nde oldukça saygı duyulan zanaatkarlar ve savaşçılar oluşturuyordu.

Kendisini davası adına yaptığı yolculukta takip eden kişilerin niteliğini fark eden Seimer, abisinin onları durdurmaya çalışacağından emindi. Seimer için kendi hayatı önem teşkil etmiyordu. Fakat onu takip etme kararı alan halkından kişiler ona güvenerek bu yolculuğa atılmıştı. Ne olursa olsun bir lider olarak onları korumak zorundaydı. Bunu başarabilmek için Kavirle İnancı'na Fakrison Kabilesi'nin zamanına göre oldukça gelişmiş olan iletişim ağını kullanarak bir yardım çağrısında bulundu. Seimer, Kavirle İnancı'ndan yolculukları sırasında onları koruması için bir savaşçı birliği istiyordu. Aynı zamanda onlara kendi topraklarından çıkmak için kullanacağı gizli bir yoldan bahsetmişti. Bu yol sayesinde fark edilme risklerini azaltabileceklerdi.

Çok geçmeden Kavirle İnancı, Seimer'in isteğini kabul etti. Ve Kavirle ordusundan güçlü bir birlik Seimer'in yerleşkesine doğru yola çıktı. Birlik Seimer'in bahsettiği gizli yolun çıkış kısmına vardılar. Seimer ve takipçileri, yolun çıkışına vardıklarında birlik tarafından at arabalarıyla Kavirle İnancı'na yollandılar. Fakat bir gariplik vardı. At arabalarını koruyan savaşçıların sayısı, yolun çıkışında gördükleri savaşçı sayısından çok daha azdı.

Arkada bırakılan savaşçı birliği, Seimer'in yardım çağrısında bahsettiği gizli yolu kullanarak Fakrison Kabilesi'nin dış dünyaya açılan yerleşkesine giriş yapmıştır. Tüm yerleşkeyi bu gizli yolu kullanarak içeriden fetheden Kavirle İnancı, Fakrison Kabilesi'ni Aster Dağı'na mahkum etmiştir.


Medeni Eşkıyalar


Dış dünyaya açılan en önemli yollarını kaybeden Fakrison Kabilesi, iletişim ağlarını kullanarak diğer kabilelere yardım çağrılarında bulunur. Fakat çağrıları alan kabileler, çoktan aktif olarak Kavirle orduları ile umutsuzca mücadele içerisindedir. Fakrison Kabilesi'ne yardım gönderebilseler bile gönderdikleri birlikler yolculukları sırasında saldırıya uğrayacaktır. Böylece Fakrison Kabilesi, çaresizce bir kurtuluş beklemeye başlarlar.

Fakrison Kabilesi, bu bekleyiş sırasında düzenli olarak Kavirle ordularının saldırılarına uğrasa da Aster Dağı’nın sağladığı avantajlar sayesinde bu saldırıların tamamını püskürtebilmiştir. Ancak bu sürekli saldırılar, Fakrison Kabilesi’nin asıl tehdidi karşısında zayıf kalıyordu: Açlık.

Kavirle İnancı, yıllar boyunca devam eden istilalarının amacına sonunda varabilmişti. İstilalarından önce birçok etnik kesimin bir araya gelerek harmoni içerisinde yaşadığı toprakları kendi katı inançları altında yönetmeye başlamışlardı. Fakrison Kabilesi, bu yıllar içerisinde istifledikleri erzaklarıyla sadece hayatta kalmasına yetecek kadar beslenerek yaşamını idame ettirebilmişti. Fakat o erzakların biteceği gün beklenildiğinden çok daha erken geldi.

Fakrison Kabilesi, açlık sınırına dayanmıştı. Bununla başa çıkabilmek adına savaşçılarını kullanarak yakınlarındaki yerleşkeleri yağmalamaya başladı. Çoğu zaman bu yağmalamalar gönderdikleri tüm savaşçıların ölümüyle sonlansa bile Kavirle İnancı onlara başka bir seçenek bırakmamıştı. Fakrison Kabilesi, Kölelik Dönemi'nin sonuna kadar bu şekilde hayatta kalmayı başarabildiler.


Resurgo Savaşları (0 - 10)



Marcus Relic'in Ziyareti (6)


Resurgo Savaşları'nın durmak bilmeden devam ettiği bu yılda Marcus Relic, Kavirle İnancı'nın topraklarında mahsur bırakılmış ana ordu birliğini kurtarabilmek adına yeniden Kavirle İnancı'nın topraklarına giriş yapmıştır. Fakat bu ikinci girişi sırasında sahip olduğu orduların çoğunluğunu kaybetmiştir. Marcus Relic, Kavirle İnancı'na mensup olan Lord Hekat Adlern'in elinden ana ordu birliğini kurtarabilmek için daha fazla savaşçıya ihtiyacı olduğunun farkındaydı. Bu savaşçı eksikliğini giderebilmek için Kavirle İnancı'nın "eşkıya" olarak adlandırdığı Fakrison Kabilesi ile görüşmek adına Aster Dağı'na ilerledi.

Marcus Relic, Kavirle İnancı'nın topraklarına yeniden girerken sınıra yakın olan tüm yerleşkeleri geri çekilmeye zorlamıştı. Fakrison Kabilesi'nin dış dünyaya açılmasını engelleyen yerleşkede geri çekilenler arasındaydı. Bu sayede Marcus Relic, zorlanmadan Aster Dağı'na tırmandı ve Fakrison Kabilesi'nin o zamanki lideri Marius Fakrison'a bir teklifte bulundu. Fakrison savaşçılarının Relic ordularına yardım etmesi karşılığında, inançlar yok edildiğinde Fakrison Kabilesi'ne Aster Dağı'nı ve çevresini kaplayan toprakları devredecekti.

İzolasyona zorlanan Fakrison Kabilesi'nin lideri Marius Fakrison, ona teklifi sunan kişinin kim olduğunu veya sözünü tutabilecek kapasitede olup olmadığını bilmiyordu. Bu bilgisizliğine rağmen Marcus Relic'in teklifini kabul ederek, savaşçıları ile beraber Relic ordularının yanında yerini aldı. Fakrison savaşçılar, adapte oldukları dağlık arazi sayesinde Resurgo Savaşları sırasında inanılmaz bir başarı göstererek kahraman ilan edildiler.


Fakrison Krallığı'nın Kuruluşu (11)



Resurgo Savaşları, Kavirle ve Aeterna inançlarının yok olmasıyla son buldu. Marcus Relic, Marius Fakrison'a ettiği sözü tutarak Aster Dağı ve çevresinde bulunan toprakları Fakrison Kabilesi'ne devretti. Böylece Fakrison Kabilesi, krallık unvanına layık oldu. Ve Marius Fakrison'un emriyle Fakrison Krallığı resmi olarak kurulmuş oldu.


İgnarus Topluluğu'ndan Gelen "Yardım"


Fakrison Krallığı'nın kuruluşunun ardından İgnarus Topluluğu, yeni krallığa arabulucularını gönderdi. Bizzat Kral Marius Fakrison ile görüşen arabulucular, Fakrison Krallığı'nın iletişim ağını ve Keşif Kimliği'ni dünya çapında kullanılmasını İgnarus Topluluğu'nun politik bağları sayesinde sağlayabileceklerini söylüyorlardı. Bunun karşılığında ise bu hizmetleri kullanan kişilerin bilgilerine ve mesajlarına "güvenlik" adına ulaşabilmek istiyorlardı.

Resurgo Savaşları'nın etkisiyle savaşlardan ve entrikalardan bıkmış olan Kral Marius, arabulucuların güvenlik adına bu bilgilere ulaşmasına izin vermiştir. Böylece Fakrison Krallığı, neredeyse tüm krallıkların yararlandığı iletişim ağına sahip olurken aynı zamanda herhangi bir amaç uğruna gezgin olma kararı alan kişilerin sahip olması zorunlu görülen Keşif Kimliği'ni verme yetkisine sahip olmuştur.


Günümüz



Fakrison Krallığı, günümüzde iletişim ağı ve Keşif Kimliği sayesinde büyük bir servete sahiptir. Bu servetini akıllıca kullanarak sürekli olarak kendini geliştirmiş ve atalarının ona miras bıraktığı medeni olma isteğini yerine getirmeyi başarmıştır. Günümüzde Fakrison Krallığı, refah düzeyi en yüksek olan krallıklar arasından birisidir.

Fakrison Kingdom


Tribal Period (80 BR - 50 BR)



The Fakrison Tribe, which had adopted a nomadic lifestyle, fiercely rejected settling down even by the time of the Tribal Period. For the Fakrison Tribe, settling meant ignoring most of the blessings the world offered them and condemning themselves to a single piece of land. However, this way of life was greatly restricted when other tribes began to settle on the lands used in their annual migrations. In the end, the Fakrison Tribe was also forced to adopt a sedentary life.


Mount Aster (72 BR)


Forced to abandon their nomadic ways, the Fakrison Tribe decided to use Mount Aster—where they migrated during summer—as the location for their settlement. Although Mount Aster could be considered fertile in many respects, its structure made it quite difficult to build a permanent settlement. The Fakrison Tribe did not give up in the face of the mountain’s harsh terrain and established their settlement there. Thanks to this persistence, they gained a settlement that was highly suitable for defense, thanks to the nature of Mount Aster.


Race for Civilization


After successfully settling, the Fakrison Tribe quickly began working to reach the level of development of other tribes. Driven by the fear of falling behind in terms of civilization, these efforts led to the creation of the first systematic communication network using birds, early calendar work, and the political permit now known as the Exploration Pass.

Among these developments, the political permit we now know as the Exploration Pass brought the Fakrison Tribe the furthest. To allow their members to learn new crafts and contribute to their tribe, the Fakrison Tribe signed agreements with neighboring tribes. Thanks to these agreements, tribe members could travel freely to nearby tribes and learn new crafts there. With these crafts, the newly founded Fakrison settlement became the stage for continuous advances.


New Settlement (61 BR)


Through the right decisions, the Fakrison Tribe managed to leap forward in terms of civilization. However, because Mount Aster, on which they had built their settlement, was not suitable for agriculture, they lacked a stable source of provisions. Many solutions were proposed by the tribe to overcome this problem, but their technology was not advanced enough to support them. Therefore, they decided on a solution that was simple but also risky.

The Fakrison Tribe would build a new settlement on the wide, flat land where Mount Aster met the ground. In this way, farmland could be created and a stable supply of provisions secured. However, this new settlement would not benefit from the natural defenses provided by Mount Aster. In addition, due to the distance between it and the first settlement, sending aid in the event of an attack would be quite difficult. Even so, the Fakrison Tribe, just as on the first day they discovered Mount Aster, did not back down from their decision and began the project.

Patrick Fakrison, leader of the Fakrison Tribe at the time, announced that he would appoint his younger brother Seimer Fakrison as the head of the new settlement. Thus, decisions that had to be made in the new settlement would not be delayed waiting for Patrick’s approval; they could be approved directly by Seimer. The leadership of the new settlement would pass to Seimer’s lineage, while the leadership of the first and main settlement would pass to Patrick’s lineage. In this way, both distant settlements would be ruled by the Fakrison bloodline.


Slavery Period (50 BR - 0)



After the establishment of their new settlements, the Fakrison Tribe not only gained a stable supply of provisions but also became much more open to the outside world. The new Fakrison settlement became a well-known area frequently visited by neighboring tribes for trade and entertainment.

Although it was short-lived, the Fakrison and nearby tribes were able to see how great the benefits of a civilized society could be. That is, until the Kavirle Faith dragged all those tribes who dreamed of civilization back to a harsh reality.


Collapse of Unity


After the Kavirle Faith unexpectedly gained power, it launched a large-scale war to seize all the tribal lands around it. The tribes targeted by this war understood that they could not resist the Kavirle armies alone. Therefore, they decided to unite against their common enemy, the Kavirle Faith.

Patrick Fakrison, who continued to lead from the first Fakrison settlement, announced that his tribe supported this decision. However, his brother Seimer Fakrison, whom he had appointed as the head of the new settlement, opposed him. According to Seimer, trying to resist the Kavirle Faith would bring about their end. He strongly argued that instead of resisting, they should come under the protection of the Kavirle Faith.

Seimer’s stance caused great turmoil. Some of the tribes who had already decided to oppose the Kavirle Faith agreed with him and came under the faith’s rule. In response, the tribes who refused to abandon their opposition claimed that Seimer was an agent sent by the faith and demanded his execution. Among those supporting this idea was Seimer’s own brother, Patrick Fakrison.


The “Betrayal” of Seimer Fakrison (47 BR)


This part of the story was uncovered thanks to interrogations carried out by Ignarus historians after the Resurgo Wars.

With his own brother calling for his execution, Seimer found the solution in fleeing his settlement with those who supported him and seeking refuge with the Kavirle Faith. Surprisingly, hundreds of people followed Seimer, now known as a “traitor.” Many of these were respected artisans and warriors in the Fakrison Tribe.

Realizing the quality of the people who followed him on this journey for his cause, Seimer was sure that his brother would try to stop them. To Seimer, his own life was not important. But those who chose to follow him from among his own people had embarked on this journey because they trusted him. Whatever happened, as a leader he had to protect them. To do this, he sent a request for aid to the Kavirle Faith using the Fakrison Tribe’s advanced communication network for their time. Seimer asked the Kavirle Faith for a unit of warriors to protect them during their journey. He also told them of a secret route he would use to leave his lands. This route would reduce their chances of being noticed.

It did not take long for the Kavirle Faith to accept Seimer’s request. A powerful unit from the Kavirle army set out toward his settlement. They reached the exit of the secret path Seimer had described. When Seimer and his followers reached the exit, they were sent to the Kavirle Faith in wagons escorted by soldiers. But something was off: the number of escorts was much smaller than the number of warriors they had seen at the exit of the tunnel.

The unit left behind used the secret path from Seimer’s request to enter the Fakrison settlement that opened to the outside world. Using this hidden route, the Kavirle Faith captured the entire settlement from within, thus condemning the Fakrison Tribe to Mount Aster.


Civilized Bandits


Having lost their most important routes to the outside world, the Fakrison Tribe sent calls for help to other tribes using their communication network. However, the tribes who received these calls were already locked in desperate battles against the Kavirle armies. Even if they tried to send aid to the Fakrison Tribe, the units they dispatched would be attacked along the way. Thus, the Fakrison Tribe began to wait hopelessly for salvation.

During this wait, the Fakrison Tribe was regularly attacked by the Kavirle armies, but thanks to the advantages provided by Mount Aster, they were able to repel all of these attacks. Yet these continual assaults were weak compared to the true threat they faced: hunger.

The Kavirle Faith had finally achieved the goal of its years-long invasions. Lands where many ethnic groups once lived in harmony were now ruled under its rigid doctrines. Throughout those years, the Fakrison Tribe survived by eating only enough of their stored provisions to stay alive. But the day when those provisions ran out came much sooner than expected.

The Fakrison Tribe had reached the brink of starvation. To cope, they began raiding nearby settlements using their warriors. Often these raids ended with the death of all the warriors they sent, but the Kavirle Faith had left them no other choice. The Fakrison Tribe managed to survive this way until the end of the Slavery Period.


Resurgo Wars (0 - 10)



Visit of Marcus Relic (6)


In this year, when the Resurgo Wars were raging without pause, Marcus Relic re-entered the lands of the Kavirle Faith to rescue the main army unit trapped there. However, in this second incursion he lost most of his forces. Marcus Relic realized he needed more warriors to free the main host from Lord Hekat Adlern of the Kavirle Faith. To address this shortage of warriors, he headed to Mount Aster to meet with the Fakrison Tribe, whom the Kavirle Faith had labeled as “bandits.”

When Marcus Relic re-entered Kavirle lands, he forced all settlements near the border to withdraw. Among those who withdrew was the settlement that blocked the Fakrison Tribe’s access to the outside world. Thus, Marcus Relic climbed Mount Aster without difficulty and made an offer to Marius Fakrison, the leader of the Fakrison Tribe at the time. In exchange for the Fakrison warriors helping the Relic army, he would grant the Fakrison Tribe Mount Aster and the surrounding lands once the faiths were destroyed.

Marius Fakrison, leader of the Fakrison Tribe forced into isolation, did not know who this man making the offer was or whether he could actually keep his word. Despite this lack of information, he accepted Marcus Relic’s offer and took his place alongside the Relic armies with his warriors. Thanks to the mountainous terrain to which they were adapted, the Fakrison warriors showed incredible success during the Resurgo Wars and were hailed as heroes.


Founding of the Fakrison Kingdom (11)



The Resurgo Wars ended with the destruction of the Kavirle and Aeterna faiths. Marcus Relic kept his promise to Marius Fakrison and granted the Fakrison Tribe Mount Aster and the surrounding lands. Thus, the Fakrison Tribe earned the title of a kingdom, and by decree of Marius Fakrison, the Fakrison Kingdom was officially founded.


“Aid” from the Ignarus Community


After the founding of the Fakrison Kingdom, the Ignarus Community sent its mediators to the newborn realm. Meeting personally with King Marius Fakrison, the mediators said they could use the Ignarus Community’s political ties to ensure that the Fakrison Kingdom’s communication network and the Exploration Pass would be used worldwide. In return, they wanted access to the information and messages of those who used these services “for security.”

Weary of war and intrigue after the Resurgo Wars, King Marius allowed the mediators to access this information in the name of security. Thus, the Fakrison Kingdom gained a communication network used by nearly all kingdoms and also obtained the authority to issue the Exploration Pass, which was considered mandatory for anyone deciding to become a traveler for any purpose.


Present Day



Today, thanks to its communication network and the Exploration Pass, the Fakrison Kingdom possesses great wealth. Using this wealth wisely, it has continuously advanced and fulfilled its ancestors’ desire for civilization. In the modern era, the Fakrison Kingdom is among the realms with the highest standard of living.